30 Aralık 2020 Çarşamba

Loby Bar & Tekila "Singapore"

 

Merhaba,


2020  bitiyor, 1 gün kaldı..Bu lanet yıl bitsin artık.. Yeni Yıla girildiğinden değil bu yıl bittiği için kutlama yapılıyordur eminim..2021 nasıl olur bilmem ama 2020'den daha iyi olur. .Olsun..

20 yıl önce Milenyum için Uzakdoğu turunda rehberlik yapmıştım.Hatta blog yazılarımdan birinde yazmıştım.Milenyum 1999-2000 yılbaşı millet çok önem veriyordu hemen her tur satışı kapanmış dolmuştu.. Türkler her yerdeydi:))


Bende Malezya-Tayland ve Singapore 10 günlük tura çıktım..Yılbaşı Singapore'da giriyordum.Blogda yazmıştım uçak saatlerinden dolayı ve geç varışımızdan dolayı ; ben ve Laileng ile Loby Barda tekila içerek yılbaşına girdim. Küçük yuvarlak bir masada Tekila içerek:)) O anda komik gelmiyordu ama düşündüğünde çok komik..! Ertesi gün Sentosa Adasına gidilecekti, Şehir turu yapılacaktı..ve benim Singapore'a ilk gelişim..Sabah erken kalkıp birde ders çalıştık:)) Ne Milenyum muş:))

Singapore garip bir şehir-ülke.. Çok sevdiğim söylenemez, Sentosa Adası güzel eğlenceli bir yer..Ama milletin merak ettiği elektronik alışveriş...Çünkü çok uygun olduğu için herkes alışverişi merak ediyor. Ev Sinema sistemi alan bile oldu:)) Cep telefonu söylemiyorum bile.)) Ticareti yönetenler hemen hepsi Hintli bu arada...Son gece Laileng davet etti güzel bir bara götürdü beni.. Turizmci mekanıymış..Tüm hava yollarının  yatılı kalan Hostes-Kaptan vs geldiği yer.. Müdavim yeri..ismini hatırlamıyorum ama çok güzeldi..Singapore'da  en beğendiğim yer o bar oldu. .Başka bir yerde olmadı..

Belki turun sonu olduğu için yada Milenyum Yılbaşısına otelin lobisinde girdiğim için beğenmedim:))

Yarın 2020 bitecek, 2021 başlayacak..!

Tek isteğim Lobide yuvarlak bir masada rahatça tekila içebilmek..!


Mutlu Musmutlu Yıllar Olsun..


Sevgiler,



22 Aralık 2020 Salı

20 Yıl.."Hakan Abi"

 

Merhaba,


Hakan abiyi yaklaşık 20 yıldır tanırım.Önce referans ile müşterim oldu,sonra arkadaşım oldu,sonrada abim oldu..Hakan abiyi severim,sayarım..Çok abi lafını kullanmam, Hakan abiye hep kullandım.

Firmasında yetkili Gn.Mdr Yardımcıs olarak turizm organizasyonlarını bana vermiştir.Planlı ve çok titizdir. Müşterisinin iyi servis almasını ister; işi bilenlerden.. Gün hayatını ve gece hayatını yaşamak ve yaşatmak ister.. Her yeri gezmek ister..Kısaca bizdendir:)) Severim..

Bölüm 1

Hakan abi ile tanıştıktan ve ilk gezimizi (Moldova) başarılı bir şekilde yaptıktan sonra Uzakdoğu gezisi yaptık.(Tayland-Singapore) 90-95 kişilik kalabalık gezi..Hakan Abi gezilerinde benim mutlaka gelmemi ister; büyük çogunluğuna gitmişimdir zaten..Gidemediğimde ise hep iyi rehber vermişimdir..

9 günluk Uzakdoğu gezisinde gala yemeği Pattaya'da organize edeceğiz..Ama 95 kişi gala yemeğini eğlenceli bir ortamda, rahat edebileceğimiz bir mekanda yapabilmek zor.Çok fazla bu anlamda mekan yok...Hakan abide gala yemeğine çok önem veriyor..! Yıl galiba 2002..Restoarana gittik,açık büfe org.edilmiş herşey güzel gözüküyor..ama Hakan abi sevmedi...Anlatmaya çalışıyorum yok banamısın demiyor...bu arada misafirler eğleniyor sorun yok yani:)) En son Hakan abi sinirli sinirli masasına dönerken bastı fırçayı gitti:)) ama sağlam.. Yanımda çalıştığım acentenin genel müdürü var oda birşey söylemedi..Sonra 3 dakika sonra ben bir masaya gideyım dedim..Müdür yok yok çok sinirli gitme şimdi falan dedi..! bende yok gideceğim dedim..Hakan abi ve şirket yetkililerin masasına oturdum..Hakan abi hiçbirşey olmamış gibi Rakı içermisin dedi ve birlikte Rakı içtik..:))  Sonra bu olayı anarak bayağı bir güldük:)) 


Bölüm 2

Hakan abi ile St.Petersburg gezisi organize ettik..30-35 kişilik bir gezi..Gezide herşey normal geçti,servisler verildi,misafirler memnun konu kapanmış..Son gündü galiba Hakan abi ile Maximus Bar-Clup gittik;masa organize ettik.Hakan abi masa adamıdır,öyle barda falan oturmayı sevmez,rahat etmeli:)) Masamız güzel, ortam süper,müzik eğlence dans-şov falan filan..hakan abi ile gala yapıyoruz..Önemli misafirlerden biri telefon açtı ve kendisinin bir mekanda olduğunu söyledi..mekan çok güzelmiş gelin sizde falan filan..Ama bizim keyfimiz çok iyiyken Hakan Abi misafiri kırmadı ve biz kalktık gittik...!!!!!!!  Kesinlikle abartmıyorum; mekana girdiğimizde 3 erkek başbaşa dans ediyorlar..Barda oturan 3 kişi var, Barmenler bile sigara içiyorlar:)) daha anlatmayayım çok kötü bir ortam..Hakan abi bir şey demedi tabiki...ama ben içinden  ne dediğini kesin biliyorum:)) 

Hakan abi ile birçok yere gittim,allaha şükür hiç mahçup etmedim,iyi servis vermeye özen gösterdim.

Hakan abi ile tabiki hala görüşüyorum, o artık Ege'ye yerleşti.Beni kıskandırmak için deniz manzaralı fotolar gönderiyor bu aralar:))


Hakan abi, Masa  Hazır abi:)) Bende...


Sevgiler,



Not : Resim Maximus-St:Petersburg

15 Aralık 2020 Salı

MAMMA MIA MADONNA "OZKAN"

 

Merhaba,


Arkadaşlarımı ifşa etmeye devam ediyorum..:))


Özkan; öğün kaçırmaz,.en az benim kadar tiki tikidir, yemekten çok iyi anlar,iyi yemek ve restoran sever ve bilir, yemekten hoşlanmazsa o gece rezil olabilir:)) duty freede sanki marketmiş gibi takılır,çok sever,kuyrukta kasayı beklemek bile onun için güzeldir, fiyat bakar,ürün dener vs vs..hem gidişte hem dönüşte sağlam alışveriş yapabilir,soğuk sıcak farketmez devamlı üşür:)) bonkordür,bahşişe çok önem verir, iyi adamdır,severiz...

Ozkan benim en iyi arkadaşlarımdan biri..Çok geziye gittik..10 yıl oncesine kadar yurt dışına gitmeyi sevmezdi,tembellik yapardı,yurt içinde takılır yemek yerdi:)) sonra bir gün benle geziye geldi ve tabiki alışkanlık oldu sonrası:)) MDF...

Ozkan ile Kiev'de residence kalıyoruz, ben her zaman geç kalırım, uyurum falan..çok acıkmıştı bende geç kaldım, ama tansiyonu falan düşmüş öyle acıkmış..hızlı hareket ettik koştura koştura yemeğe gideceğiz..ama Ozkan dairenin anahtarını içerde unutup kapıyı kapattı...otomatik kilitlerden:))) adam çağıdrdık ama açılmıyor karnı aç lanetlik en üst seviyede..bana saydırıyor :)) neyse görevli balkonlardan girdi çıktı birşeyler yaptı kapıyı açtı...:)) Ozkan çocuklar gibi sevindi..adama yuklu bir bahşiş verdi..Yemeğe gidene kadar güldüm; (Just Cafe) tavsiye çok iyi yer..Düşün Özkan bile beğendi..:)) Üşüme gelmişti, yemek bitene kadar tek kelime etmedi.bana küfür ediyordu içinden kesin...bende gülüyordum:))


Özkan pimpirikli bir adamdı ilk zamanlar, sonra normalleşti:)) para muhabbetim olmayan birkaç arkadaşımdan biridir..o bana ben ona ısmarlarız problem olmaz..ama harcamayı sever,iyi yerlere gitmeyei sever,standart üstü yerlerde takılmayı sever..tiki tiki..:)) bende oyle...Ozkan'a iyi oda ayarlayacaksın, sıcak oda olacak, hatta birde eletrikli ısıtıcı koyarsan odaya çok daha iyi olur,güzel restoranlara götüreceksin,öğün kaçırmayacak ondan sonrası sana uyar problem etmez..:)) 

Arkadaş grubu ile Yalta'da bir Cafede yemek yedik, sonra tatlı istedik..Tatlının adı Mamma Mia Madonna..:)) ismi güzel diye sipariş ettik..Ozkan tadına baktı ve muthis birşey söyledi;

..Ben sizi İstanbul'da bir İtalyan Restoranına götüreceğim tatlı neymiş görürsünüz bu ne biçim tatlı vs vs vs...:))  Biz Erol ile götürüyoruz bu arada...:)) Ozkan bizi götürdü ayrı..( Piola-Gürkan ile öyle tanıştık..Gezi sonuna kadar Mamma Mia Madonna..:)) 

Özkan ile gezide rahat edersin..Problem olmaz..Ama bir şartla yemekler iyi ve zamanında olmalı:))

Gurme gibidir yemeği de bitirmez bu arada:)) kendi yemeğini bitirince masanın da temizlenmesini ister bizimde bitirmemizi:)) Restoranda lider ve tek yetkili....:)) 

Eğlenceli ama lanet adamdır o ayrı:)) Severiz...


Mamma Mia Madonna Özkan ile o tatlıyı sipariş edeceğiz tekrar...! Bu sefer Ozkan bile beğenecek..!


Sevgiler,



Resim : Mamma Mia benzeyen bir tatlı..Biskuit ve kremalı gibi bir şeydi:))

10 Aralık 2020 Perşembe

Sambuka "EROL"

 

Merhaba,

Oturdum blog yazayım dedim ama ne yazayım derken geçen hafta Gürkan'ı yazmıştım:))

Bu haftada diğer iyi arkadaşım Erol'u yazayım dedim..Ne olur ki..Gürkan'a nasıl süpriz olduysa Erol'a da olsun:)) yazmadan önce kimseye birşey  söylemiyorum..Yazarken bile spontane....Edit yok..!

Erol'un ismi bir aralar Sambuka Erol diye değişmişti..Yaklaşık 10 yıl önce falan..Erol ile Yalta'ya gittik..Bir işim vardı Erol'da benle geldi..Turizm tedarikçimiz bize bir villa ayarladığını söylemişti..

Ben normal bir villa sanarken müthis bir villa gördüm..Havuzlu,2 katlı,Bilordo masası,Sauna falan var..Super..Çok şık..Yemek odası,Dev Ekran, hatta dvd player,müzik sistemi vs vs...

Ben bile şaşırdım...Biz yerleştik..Hoşgeldik içkisinden sonra Villada çalışan biri geldi yanımıza marketten birşey isterseniz hallderiz dedi..hatta taksi içinde beni arayın falan dedi..Şoforümüzde var:)) Herşeyi halletti sağolsun...

Yemek,Kahve ,dnlenme vs den sonra Şato isimli Mekana gittik..Yalta'nın en meşhır yeri...Tüm masalar doluydu ama müdürü beni severdi..hemen organize etti..Hatta DJ bile Mustafa Sandal çaldı..( istersen dağlar dağlar yerinden oynar)

Severler beni..!

Mekanda masamız var,herşey uygun,Cuma olduğu için tıklım tıklım, bazı beni tanıyan arkadaşlar bile masaya bir uğruyor takılıyor falan filan...Ben bir ara mekanda dolaşmaya gittiğimde masada tanımadığım birilerini gördüm..Erol konuşuyor ama ne konuşuyor:)) Masaya döndüğümde Erol bir kokteyl içiyordu..Erol'a yan masa kokteyl ısmarlamış oda içmiş.))) Kokteyl Sambuka olunca Erol yarım saat sonra game over oldu..Konu kapandı Erol için...)) ama oyle böyle değil..Taksicimizi çağırdım gece 3 gibiydi galiba..döndük villaya...Villada Erol ayakkabılarını sağa sola atıyor birşeyler konuşuyor anlamsız..Erol dediğim adam 100 kg uzerinde :)) Taşırken kendime geldim; ağır spor yapıyorum sanki..O gücü nerden buldum bilmiyorum...Erol'u yatırdım üstünü bile örttüm)) ve çok yorulduğumu anladım...:)) 

Sabah Erol beni kaldırdı; İstanbul'a dönene kadar özür diledi..:)) Gerek yok ama...İstanbul'da herkese anlatırken Abim benim:)) sloganını kullanırdı..Erol severiz..

Bazen kafa patlatmak güzeldir ama ölçüyü kaçırmayacaksınız..Ölçü o gece çok kaçmıştı..))

Sambuka artık sadece kokteyl ismi Erol için:))

Sambuka Severiz:))


Sevgiler,

Sambuka içmeyin:))










birilerini gördüm..

3 Aralık 2020 Perşembe

Lviv "Gürkan"

 


Merhaba,


Lviv...Ukrayna'nın en güzel şehirlerinden..Hatta belkide birincsi..Klasik bir Ukrayna şehri değil...

Şehir gezisi yürüyerek yapılır..Şehir meydanı trafiğe kapalıdır..Çikolatası muhteşemdir.(tavsiye)

2017 Mart ayında arkadaşlarımla Lviv'e gittim..Daha önce bir kaç defa gitmiştim..Özkan,Erol,Hakan abi,Gürkan ve ben...Hafta sonu için gittiğimiz Lviv Mart olmasına rağmen buz gibiydi klasik..Çalıştığım ve memnun olduğum sağ kolumuz Reşat sağolsun herşeyi organize etti..Oteli ben promosyondan tedarikçi firmamdan almıştım..( merkezde 5* Nobilis..Clinton falan kalmış) Otel odalar güzel,konforu yerinde ve çok merkezi..Beğendik..



İlk akşam daha önce gittiğim Split kompleks gibi olan bir mekana gittik.Cuma olduğu için rezervasyon yaptırtmıştık,kalabalık falan olur diye..Akşam yemeği malum Cuma akşamı...Rest.geldiğimizde sanki bize kapatmışlar mekanı..Biz ve 1-2 masa vardı:)) Güzel bir solist canlı müzik yaptı,yemekler yendi,şaraplar içildi falan filan..Aynı mekanın clup ziyaretini de yaptık..Danslar seyredildi ve bir saat falan takıldık...Sonra sırayla mekan gezmeye başladık..Tropicana,Zanzibar,Rafinad hepsine gittik..gecenin sonuna doğru kopmalar başlayarak otele dönüş:))  ilk gecenin komik anları hepsinde Gürkan vardı...! ilk akşam Gürkan,Cep telefonunu kaybetti..Taksi durduruldu, Mekanda düştü sanıldı,sonunda arka cepten düşmüş,takside bulundu:))) taksici bile halimize güldü..Rafinad adlı mekanda barda kim varsa içki ısmarladı:)) Gürkan restoran işletmecisi olduğundan gittiği yerlerde bildiği şeyleri söylemeyi sever...:)) Zanzibar'da çok pahalı olan bir içki gördü...Abartmıyorum Barmen fiyatını bilmiyordu; çünkü pahalı olduğu için kimse içmemişti..)) pahalıydı ayrı...! 

Gürkan Severiz.))


Eresi gün Gürkan benim rehberliğim sevmediği için)) bir uygulamadan 50.eur vererek rehber organize etti..Kız İngilizce Gürkan'a rehberlik yaptı..2 saat tüm şehir turunu yaptı...Diğer arkadaşlarım benim rehberliğimi tercih ettiler, yalnız bırakmadılar beni:)) Çikolata Cafesi,yürüyüş,kahve,yemek vs  falan filan yaparak bitirdik gezmeyi..

Akşam Reşat Lviv'in en güzel ve ünlü mekanı Fashion Clup masa rez.yapmıştı. ( bodyguard problemi olan yer, zırt pırt kolay giremiyorsun-tavsiye ) Akşam yemek ve eğlencesi Fashionda planlamıştık..!! ama sahnede Gürkan vardı..Otelin Saunasına gitmiş,üşütmüş ve hasta olmuştu..Yemekten kalkıp otele yatmaya gitti..Özkan kankasını yalnız bırakmadı...Erol,Hakan abi ve ben Fashionda kaldık..Reşat'ta bize katıldı..Güzel eğlenceli bir akşamdı...Gürkan'da daha iyi olmuştu...Ama 3 günlük gezide 1 akşam Sauna ve Lviv'in soğuna yenik düşmüştü Gürkan:)) sonrası elbet dalga geçilecekti ve geçildi:))

Lviv herkes beğendi, Güzel şehir, 3 gün dolu dolu yaşamak için ideal..Mutlaka gidin..

Gürkan başrol olduğu için ben dahil diğerleri konu mankeniydik bu gezide..:))

Lviv Hasta Olmayın:))


Sevgiler,


Resim : Lviv Meydan























27 Kasım 2020 Cuma

Vikinglerin Kralı " Kopenhag"

 Merhaba,

Kopenhag benim için ayrı bir önem taşıyan bir şehirdir. Galatasaray Kupa kaldırmıştır, o yüzden hep sevdim severim..! Şehirde sevilmeyecek gibi değil..

2000 yılında Galatasaray maçı için( Arsenal final) Arda ile birlikte Kopenhag'a gittik.Otelleri,Odaları göreceğiz  alacağız ve lokal acentemiz ile planlamayı yapacağız. 600 kişilik organizasyon olduğu için uğraş gerektiren durum.

Ben ve Arda Kopenhag'a uçtuk, uçakta bir sürü acente var bu arada:)) araba kiraladık ve lokal acentemiz Pierre ve Yvonne( karı koca çok iyi bir lokal acente)ile  konuştuk..Pierre bize otelleri söylüyor bizde bakmaya ve odaları konfirme etmeye gidiyoruz. .Zaten bazı otelleri almış opsiyonlu olarak bizde bakıyoruz falan filan..:)) ama hala eksiğimiz var...3 yıldız 4 yıldız ne varsa almamız lazım..

akşam atıştırdıktan sonra Arda ile Park Cafe diye bir yere gittik.Bize önerilmişti galiba..Cafe dediğime bakmayın adı Cafe; müthis 2-3 katlı süper bir yer...canlı müzik herşey var..Sağlam ve eğlenceli gece hayatı.(tavsiye).5-6 gün kaldık her akşam oraya gittik..Kopenhag güzel ve kompakt şehir klasik İskandinavya şehri,Tivoli Park ve Nyhavn Liman bölgesi en ünlü yerleri....Genelde pahalı bir şehir her anlamıyla ama görülmesi gereken bir şehir bence..


Pierre!in bulduğu, otel ziyaretlerinden birinde saçma sepik çok uzakta olan bir otele gittik; çünkü 40 oda falan veriyor...Otele vardığımızda birden gülmeye başladık...3 yıldız ama bildiğin yol üzerindeki dinlenme tesisleri gibi..çevresinde orman falan var, akşamları kurt inebilir..öyle bir yer...:)) odaları bile gezmedik..kahve içip çıktık..! biz almadık ama başka acente aldı:)) kalanlar ne yaptı hiçbir fikrim yok:)) vahşi hayat safari falan olabilir..!

Akşam üstü Pierre ve Yvonna uğradık..Büyük bahçeli bir villayı acente yapmışlar valla çok güzeldi..

ama Pierre bize bugun Cuma iş bitti,bahçede şarap içeceğiz dedi, yahu kardeşim oda eksiğimiz var ne şarabı ne cuması....!!! yok çalışmıyorlar...! Cuma akşam üstü şarap olayı rutinmiş...ne olursa olsun..bizde Arda ile takıldık içtik şaraplarını...sanki herşey bitti party yapıyoruz...Gülelim eğlenelim olayı...Anlamsızca Ara ile bakışıyoruz...Ne yapıyoruz biz der gibi..:)) Neyse çok az eksik odayla planlamayı bitirdik ve İstanbul'a döndük..

Bien Tur 2000 yılında 600 kişilik organizasyon yaptı ve hiç bir yolcusu başka bir şehirde yada uzak otellerde kalmadı..)) Diğer acentelerin aksine...! Evelallah...

Arda ile ben halletmiştik herşeyi..Eksik odaları da Pierre halletti şarap içtikten sonra herhalde:)) 

Pierre ve Yvonna severiz, hala aynı acente ile çalışmayı da tercih ederim..


 Cuma iş için giderseniz 5'den sonra Şarap mecburi...İş güç yok..! Ona göre:))


Sevgiler,


Resim : Nyhavn



18 Kasım 2020 Çarşamba

I wish I was in London...

 Merhaba,


İngiltere denince ; Yağmurlu kapalı hava,Bol Yeşil Alan,Parklar,Oxford,Liverpool,Beatles,Sting,Fish and Chips,Margaret Theatcher:))  vs vs...gelir aklımıza..

Londra denince benim aklıma; Pubs ( onların cafesi) Camden Town,Trafalgar Meydanı,Big Ben ve Hyde Park geliyor önce..Herhalde turizmci olduğum için....Bilmiyorum..

Ama Svrz Londra'yı..

Londra'da gezi yaparken en çok dikkat ettiğim Publardı..Bizim cafeler gibi her yerdeler)) Garip bir gürültü var içerde ama rahatsız etmiyor..Dart oynayanlar, Bilardoya takılanlar ama herkesin Bira içtiği:)) Barın arkasında duran adamın genelde sahibi olduğu mekanlar, müdavimlerin olduğu turistik ama turistik değil gibi garip yerler, ama vaktin nasıl geçtiğini bilemiyorsun..Svrz...


İlk dönemde tavsiye üzerine gidiyordum; Soho bölgesinde her çeşit eğlence hayatı var..Zoo Bar bunlardan biriydi..Gide gele bodyguard problemi yaşamıyordum mutlaka uğradığım bir yer..Tavsiye ederim eğer hala varsa..Bir bakmışsın tipik İngiliz Rock müziği çalar 5 dakika sonra Latin çalar:)) Tabiki millet Bira içer..:))

Trafalgar çok severim , benim serbest zaman verdiğim yerlerden biridir..Genelde tur sonuna bırakırdım millet rahat gezsin..Zaten otobüsü bile geri gönderirdim..Geri gelen hiç olmazdı:))


Londra'da Camden Town ayrıca çok severim; kompakt ayrı bir şehir sanki..Özellikle yürüyüş  yapın takılın sonra bir Puba girin:)) Galatasaray Chealse maçında hep turist hemde taraftarlardan oluşan karışmık bir gruba rehberlik yapmıştım...Maça giderken Publar full dolu...garip bir tur otobusu maça gidiyor; bizi gören İngiliz taraftarlar ise sadece donlarını indirip popolarını gösteriyor:)) Aynısını yapmak isteyenler oldu bizim otobusten ama neyseki engelledim:))

Genel anlayışta İngilizlere soğuk derler ama ben hiç soğuk bir İngiliz ile tanışmadım bunca sene..

Turizm hayatıma İngilizlere rehberlik yaparken başladım belki bana oyle gelmiştir. ( Fethiye,Marmaris)

Bir zamanlar Amsterdam-Londra-Paris gezisi çok yapılırdı; o gezilere benimde çok gitmişliğim var..Paris'ten daha çok severim..İnsanları çok net..Şehir çok fazla alternatifli..Pubda çok:)Büyük gibi görünür ama kompakt bir şehirdir..Uzun zamandır gitmiyorum..Gidersem ilk önce taksilerine binip puba gideceğim, Trafalgar takılıp,Camden Town gezip, Soho eğlencesini yapacağım...Covid Bey izin verirse....!


I wish I was in London Walking in the Rain... şarksısı çok iyi anlatır..( Supertramp)

Severiz...

Sevgiler,


Resim : Klasik Pub ve Camden Town


9 Kasım 2020 Pazartesi

BRÜKSEL..KAYBOLDUM..

 

Merhaba,


İzmir depremi moralsizliği yüzünden geç yazıyorum..Çok üzüldüm..

1997-2000 yılları arası Amsterdam destinasyonu meşhur değildi..Bende meşhur etmek için uğraşmışlığım vardır..Amsterdam gezilerinde günübirlik Brüksel gezisi koymuştum. ( halen yapılır )

Rehber arkadaşlarım bilir; Şehri gezdirirken kendince bir yer işareti yaparsın ona göre yol belirlersin...

Brüksel'de  belirlediğim yer ; Sabena Hava Yolları ve Avrupa Birliği kurucu ülkelerinin sembolu olan saat...!!  Oradan aşağı doğru yürürsün 10 dakika  ve Grand Place çıkarsın rahat ve güzel yol..


Ancak gezide şoför trafikten dolayı oraya gidemedi; bende kendime güvenerek millet sıkılmasın diye otobüsü durdurdum ve indindim herkesi..:)))  ancak ben yolları karıştırmıştım, Brüksel kompakt bir şehir değil. Gençlik işte:))) yürü allah yürü..hemde 30 kişiyle..anlat bakalım anlat hemde 30 kişiye:))  çaktırmadan Sabena Hava Yollarını soruyorum:))) Neyse karşıma birden bire alış veriş caddesine çıkan sokağı görünce neredeyse sevinçten ağlayacaktım..Neyseki hava güzeldi..ama 20 dk yürüdük..:)) Misafirlere çaktırmadan kaybolmuştum, çaktırmadan da yolu buldum:)) Hayatımda ilk defa bir şehirde gezi esnasında kayboldum..Sağlam bir ders olmuştu, B planı yapman gerekiyormuş..Şimdi teknoloji var herşey daha kolay..))



Brüksel çok sevdiğim bir yer olmadı, 1 günlük şehir belki..Ama Grand Place,Balıkçılar Sokağı falan çok sevdim..Belçika çikolatası meşhur..Grand Place Meydanda Leonidas,Godiva vs çikolata mağazaları var, hatta kuyruk bile olur...Ama ben nispeten boş olan Galler diye bir mağazaya girdim..Meğer özel yapım ve özel çikolata mağazasıymış. Diğerlerinden yuzde otuz falan daha pahalı ama müthiş bir çikolata...Kesinlikle tavsiye...Sonraki gezilerde hep ordan aldım..İsmi hiç bilinmezdi..

Brüksel'de en çok Duvel marka birasını,Balıkçılar Sokağını,Grand Place sevdim.Birde serbest zamanda yemek yediğim Yunan Restaurantın sahibi  ile arkadaş olmuştum oraya takılırdım....O kadar...


Bazen bir şehri gezerken kaybolmak iyidir, Ama misafirler ile değil..:))


Sevgiler,



Resim : Balıkçılar Sokağı ve Grand Place


19 Ekim 2020 Pazartesi

Latinlerin Başkenti " MIAMI"

 

Merhaba,


Amerika gezisi ile devam edeyim dedim..

Dünyanın Başkentinden Latinlerin Başkentine Miami'ye uçtuk..

Miami'de beni tedarikçi firmanın lokal rehberi ( Brezilyalı ) karşıladı ,benim tanıdığım Sibel ( Sybile) hava limanına gelmişti. Bir anda otobuste 2 lokal 1 Türk rehber olduk:)) Neyse şehir turunu yaptık; klasik Miami tekne turu için limana geldik.Tekne saatini beklerken bir cafe-bar gördüm misafirlere de söyledim orada bekleyelim diye; ama benim gösterdiğim yer Bikinili seksi Kızların servis yaptığı Hooters çıktı; biraz garip oldu ama valla bilmiyordum:)) Ama kızlar güzeldi o ayrı..:))

Tekne turunda Madonna, Jennifer Lopez  vs vs super lux villarını gördükten sonra Sibel'in emrivaki organize ettiği iyi ki etmiş akşam yemeğine Miami Beach gittik, güzel bir restoranda uygun fiyata bir yemek yedik..Tatil dönemi olduğu için çok kalabalık bu arada Miami...Aynı gece eğlenceye çıktık bir kaç misafirle; Klasik Miami Cluplerinden birine gittik; Kalabalık, Barın arkasında 5-6 barmen çalışıyor...Barmenler arada sırada çıkıp dans ediyorlar, süper eğlenceli mekan; Miami'de herkes latin olunca eğlencede ona göre oluyor..Barda 2-3 kişilik arkadaş grubu ile tanıştım..Geyik muhabbetinden sonra Bizde turistiz dediler; North Carolina'dan:)) 



Miami hemen her yerini gezdik; akşamları da bayağı eğlendik. Eğlencesi sağlam bir yer, Gündüz hayatında ise bölgeyi gezmen lazım.. Gündüzleri millet uyuyor galiba:))  

Son akşam gece otele dönerken Mıami Beach'de büyük bir Residence bahçesinde Party yapıyorlar bende içeri girdim, prefabrik bir barın arkasında gençten bir kız ne içersiniz dedi tabiki Cuba Libre; ücretsiz bu arada...:)) 5-6 Amerikalı birleşmişler  party yapıyorlar herkese açık ve ücretsiz..Müzik DJ hepsi var...:)) Bende takıldım..Bahçede  halka açık party ve Ücretsiz...daha ne olsun..! Full eğlence..

Miami sevdim; Çünkü Amerika ile alakası yok..Hatta Amerikalı var mı emin değilim..Brezilya,Porto Riko,Küba ağırlıklı full latin; belkide o yüzden çok sevdim..Eğlence ve aktivite yeri..Çok nem olmasa yaşanacak yerlerden..

Yabancılık pek çekilmez çünkü herkes Turist gibi..Kafasına göre..


Miami; Latinlerin Başkenti..


Sevgiler,


Resim : Hooters:))



7 Ekim 2020 Çarşamba

Dünyanın Başkenti ' NEWYORK'

 

Merhaba,

Dünyanın Başkenti denilen Newyork; görünce kendi kendime galiba öyle dedim..!

2010 Nisan ayında Amerika vizem bitmişti ve Mayıs sonu  Amerika gezisine çıkacaktım.Tanıdığım bir firma gezisi..Amerika kons.online başvurumu yaptım,randevu alındı,para yatırıldı ve Kons.gittim.İki defa sağlam kontrolden geçildikten sonra Sıra bana geldi ve orta yaşlı gözlüklü birazda lanet suratlı bir Amerikalı kadın pasaportumu aldı,kontrol etti, acente ve şahsi evraklarımı vermek içinde dosyayı kendisine uzattım; No Need,Metin dedi; We trust you...?? bende 5 saniye duraklayıp MEE TOO dedim istem dışı..Lanet kadın gülümsedi...:)) espri yapamadım gerçi ama neyse... 1 hafta sonra UPS ile 10 yıllık vizem gelmişti..Trust You..:))

NewYork müthis bir yer daha önce 1 defa daha gitmiştim ama çok gezmeye fırsatım olmamıştı..Pensilvanya otelinde kaldık,standart bir otel ama Madison Square Garden karşısında ve bütün baba yerlere yürüyüş mesafesinde..Hatta otelin önünde Filmlerde gördüğümüz Fötr şapkalı ve kırmızı takım giymiş klasik Doormen bile var...Kapı açıyor,taxi çağırıyor falan filan..Filmden çıkmış gelmiş..:))


İstanbul'da görüşemediğim rehber arkadaşım ( Ersin) Özgürlük Anıtı Tekne kuyruğunda görüp hasret gidermek:)) Vay kardeşim naberleşmek...:)) şaka gibi...!

Firma yetkilisi beni özel Princess Cruise tekne gezisine davet etti.Kişi başı 130 USD civarı bir ücreti vardı galiba..Güzel tekne,güzel akşam yemeği..Gece ışıklı Newyork Manzarası bir ayrı güzel oluyor....Bize bakan siyahi şirin garson kadın vardı; 10 dakika sonra canlı şarkı söyledi.( staying alive galiba ).Güzel bir akşamdı...Tekneden indikten sonra taxi bulmak biraz zordu gerçi..Bulduğum taksi ile misafirler oteline döndüler,ben biraz karanlıkta yürümek zorunda kaldım o ayrı..:)) hatta birazda gerildim desem yalan olmaz..

Outlett alış veriş gezimizi de yaptık;Outlett dediğime bakmayın bildiğiniz tatil köyü; villalardan oluşmuş tüm bildiğiniz mağazalar,restoranlar,cafeler,hatta otel bile var..Mağazaya girmek için turnike var,belirli sayıda insan alınıyor...acaip bir yer..Giderseniz uğrayın derim..( woodburry common ) Misafirler ile birlikte bende çok şaşırdım; herkes listesini çıkartıp alışverişe başladı..Ben dahil:))

Şehir efsanesi vardır; 5.caddede yürürken gökyüzüne bak ; gökyüzünü göremezsin büyük binalardan dolayı falan filan..)) 5.cadede yürüdüm tabiki abartılı bir söylem ama neredeyse doğruya yakın olmuş:))ama karşıdan karşıya geçerken biraz hızlı geçeceksin yarı yolda ışık değişebilir; o kadar geniş bir cadde..Dünyanın en pahalı caddesiymiş...Ünlü Markaların hepsi burda..Herşey Marka...Donna Karan mağazası 6 katlı:))

Newyork 'da herşeyi gördüm ama bildiğimiz Amerikalı hiç görmedim:)) İtalyan-Fransız-Türk-Asyalı-İspanyol-Meksika,Arap vs vs...Klasik Amerikalı yok...Hepsi ofislerde:)) Times Square bir kaç polis devriyesi görmüştüm, o kadar...4 gün kaldık,sonra Miami'ye uçtuk..

Sonra düşündüm de gerçekten Dünyanın Başkenti NewYork...

7/24 yaşıyor derler ya; Newyork Yaz, Kış,Gün Saat farketmeyen tek yer olabilir...Harbiden öyle

Dünyanın Başkentine  gitmişliğim var yani...:))


Sevgiler,


Resim : Woodbury Common Outlett


24 Eylül 2020 Perşembe

Anlamadığım Bir Şehir Kişinev-Moldova

 Merhaba,


2000li yılların başında Kişinev-Moldova moda olmuştu. Ama ben hiç bilmiyordum ve gitmemiştim.

Gelen talepler olduğu için gitmeye karar verdim. Biraz bilgi aldım ve tek tabanca gittim.

Vizeli zaman olduğu için pasaport kontrolü facia.Saçma kurallar var..Neyse sonra otele gittim; otel pasaportu kayıt için alıyor ve 2-3 saat sonra geri veriyor....Otelden çıkıp dolaşayım dedim ve dakika 1 gol 1..Klasik büyük şapkalı polis çevirdi ve pasaport sordu; otel kartını gösterdim hatta oteli gösterdim ama ;  20 Dolar gitti bile...:))  yoksa karakol falan diyordu. neyse öğrenmiş olduk..Kişinev gün hayatı neredeyse sıfır hiç beğenmedim desem yalan olmaz..gece hayatı tam aksine çok alternatif var ve çok eğlenceli..Bir sürü yere gittim..Öğrenmek için:))

Otelde;  hiç unutmam 16.katında Bar gibi birşey vardı..Eski Beyoğlu pavyonları gibi..Viran Sazlar :)) Kırmızı ışıklar,Efes Pilsen Reklamı ve herkes Türkçe konuşuyordu..:))  1 saat kaldıktan sonra kaçtım:))

16.kat Çok eğlenceli yer o ayrı...!

Kişinev sevmedim ama Cricova Şarap Mahzenleri gezisini çok sevdim..Müthis..Moldova üzümü dünyanın en önemli üzümlerinden biriymiş meğer, bilmiyordum...Birçok Fransız ünlü şarabında kullanılıyormuş..

Esas komik olan sonradan iyi arkadaşım olan Serkan ile otelin lobisinde tanışmam oldu..Moldova'yı çok iyi biliyordu ve anlaşmaları vardı. Serkan güvenilir biri olduğu için bende Kişinev org.Serkan ile yaptım..Bayağıda gezi yaptık..Hiç unutmam bana bir akşam yemeğinde aman Metin buralara gezi yaparken dikkat et demişti; gerçekten o dönem sağlam adamlarla iş yapmak lazımdı..Hava Limanından başlıyor problemler çünkü..Hepsini organize etmek zor işlerdi..Sanki başka bir gezegende bir şehire gidiyorsun..! 


Yolda yürürken bile dikkat etmen gereken bir şehir..Polis zırt pırt pasaport soruyor..Dönem itibarı ile garip bir yer..Serkan'ın sayesinde sorun olmadan birçok organizasyon yaptık..Döviz deklarasyonu,gümrük,pasaport falan filan hep olası sorun olur mu..)) Valla olur..Hazır kıta olman lazım.

Sevemedim...Gece Hayatı hariç..

Sonra Düzelmiş,Vize kalkmış, Sorun yokmuş artık...

İyi güzelde Kimse gitmiyor..:)) Bende Öyle..


Sevgiler,


Resim: Crivova Şarap Mahzenleri..



16 Eylül 2020 Çarşamba

Biraz Bodrum Biraz Antalya Ortaya Karışık "Odessa"


 Merhaba,

15 gündür yazamıyorum..Kusura bakmayın..

Ben çok fazla Deniz Kum Güneş tatillerini sevemedim.Çocukluğum Marmara Adasında yüzerek geçti.6 yaşından beri yüzerim, hatta çok iyi yüzerim..Belkide ondandır..

Ben Odessa'yı ilkbahar ve sonbaharlarda daha çok severim.Yaz çok güzel ancak çok kalabalık..

Pandemi öncesi hatta davet vardı rezervasyon vardı gidiyordum Mart ayında..!!!  Odessa'ya çok gittim 2005-2008 arası özellikle..Tanıdığım firma gezilerinden birinde ( Genel Mdr hem abim, hem


arkadaşımdır -Hakan Abi ) çok eğlenceli bir gezi olmuştu.Önce kaldığımız otelin casinosundan ( o dönem açık ) bayağı bir para kazanan misafirler..5 kişi 21 Black Jack masasına oturuyorlar herkes birbirini tanıyor, türkçe konuşarak yüzde 90 bizden birinin kazanılması sağlanıyor..ve kasa kaybediyor..Büyük Çanak var..:))ben oyunun sonuna yetiştim ama gerçekten çok komik bir durumdu..ertesi gün tabiki casino öyle yapmadı uyandılar herhalde:))


Odessa millet Arcadia bölgesini sever.. ( Plaj bölgesi) Ben Deribolvskaya caddesini severim daha çok.Arcadia gece hayatı herkes bahseder, benimde gitmişliğim vardır güzeldir yazın özellikle müzikler birbirine karışır..Ama çok kalabalık olur....Hakan abi ve firma yetkilileri ile her yerini gezdik.Hatta ilk günden hep 4 kişi olduğumuz için servis elemanlarına 4 işareti yapıp sipariş veriyorduk:)) 4 işareti gezinin logosu gibi olmuştu..Bu kadar geziye rehberlik yaptım ,organize ettim sadece bu gezide bir gece sağlam kafayı buldum:)) izin isteyerek otele döndüm vs vs...devamlı yapılan 4 işareti yüzünden..:)) Bu gezi bayağı eğlenceliydi kısaca..Misafirler mutlu ; Casinodan millet para kazanmış,Şehir güzel,Rehberi zaten tanıyorlar daha ne olsun..Herkes Mutlu...Tabiki Hakan abi benimle 4 işareti yaparak bayağı bir dalga geçti o ayrı...

Odessa bence biraz Bodrum,Biraz Antalya-Kemer gibi Ortaya Karışık bir yer..Ama güzel bir yer..

Pandemiden önce (Odessa'dan Ekin kardeşim) davet vardı gidemedik, 2021 Bahar mutlaka ordayım. Kendi kendime sözüm var..

Casinolar yine açıldı 4 kişi bulup gitmem lazım..

Ne olur ne olmaz:))


Sevgiler,



Not : Resim-Arcadia Gece Hayatı


31 Ağustos 2020 Pazartesi

Madrid benim için 'Gran Via'

 Merhaba,

Sağlıklı ve Mutlu  Hafta Olsun,

Madrid çok sevemedim, Barcelona daha çok sevdim..

Madrid en sevdiğim yer ise  Gran Via.( Büyük Cadde)

Bizim Nişantaşı gibi bir yer Gran Via, çok sevdim..Mitos Turizmde çalışırken patron bana Las Palmas'a  ( Kanarya Adaları ) gitmem gerektiğini söylemişti..(1991) acente işi değil ithalat şirketi için bir ıslak imzalı sözleşme v teminat mektubu  götürecektim..Schengen vizesi daha yok,teknoloji sıfır ve İspanya vizesi pembe gibi bir pul:)) Las Palmas gitmek için Madrid aktarmalı gidilmesi gerekiyordu....Las Palmas başka zaman yazarım....


Madrid ilk gidişim tek tabanca olarak gidişte 1 gün, dönüşte 1 gün (las palmas aktarması) konaklama yapacaktım..

Hiç bir şey bilmiyorum, Gran Via caddesinde 3* bir otelde kaldım,ismini hatırlamıyorum ama standart bir otel..İlk gittiğimde sadece Gran Via güzelliğini gördüm..Harbiden güzel cadde..Gün geçiremedim 7 gibi otele giriş yaptım..Aralık yılbaşı öncesi ve buz gibi hava...Gran Via akşamları daha güzel oluyor. Bende bir şeyler yedim ve bir mekana girdim..Zamanında küçükken bana (Erkan abi) müziği takip et demişti..Bende öyle yaptım...Barda oturdum ve klasik bira:))  barda çalışan kız 15-20 dakikada bir bana shot kokteyl veriyor ikram...Sıfır İngilizce ,Sıfır İspanyolca...:)) bende içiyorum..Ertesi gün sabah Las Palmas'a uçacağım bide:)) Sonunda artık çat pat anlaşarak vermiş olduğu kokteyleri sordum...Hani Ne iş diye..!!

Meğer bana ikram edilen; siparişi verenlere yapılan kokteylmiş, ziyan olması diye bana da veriyor.:)) Birileri paraları ödüyor yani; bana özel bir durum yokmuş..Kız devamlı ikram yaptığı için bana bende başka bir şey sanmıştım halbuki:)) Çok eğlenceli bir mekan,Çok güzel bir cadde,Hoş bir kalabalık..

Madrid daha sonraları da gidecektim, güzel yerlerini gördüm ama hiçbir zaman Gran Via gibisi benim için olmadı..Hep sevdim,gittiğimde de mutlaka gün olsun gece olsun uğradığım zaman geçirdiğim yer..

Las Palmas dönüşü tekrar aynı hotel, aynı mekan ve Gran Via,

Bu sefer  Barda çalışan Kız yok; Kokteyl de yok...:))

Olsun Gran Via yeter..!

Selamlar,


Resim : Gran Via

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Karadeniz'de Başka Bir Bodrum 'Yalta'

 Merhaba,


Karadeniz'de bir başka Bodrum olan Yalta 2000 yılların başında çok gittim.Hatta bir dönem ayda iki-üç defa gitmişliğim vardır..Doğal olarak her yerini gezdim,bir sürü tanıdığım arkadaşım oldu.Hiç bir şehirde kötü oda,standart oda,güzel oda,suite oda,butik otel,daire,villa vs gibi çeşitli tip yerlerde kalmadım..Yalta'da bunların hepsinde kaldım..Güzel,rahat ve eğlenceli bir yer Yalta..Pasaport kontrolü hariç:)) Vize kalktığında rahatladık...

Yılını hatırlamıyorum ama arkadaşım Serhat ile ( rehber ) büyük bir firmanın Yalta işini organize ettim.2 lokal rehber serhat ve ben...Toplantı var,Gezi var, full program..İkinci güne kadar herşey güzeldi.Yalta otelin tesisat problemi çıktı ve bazı odalara su verilemiyordu..:)) Sorun birden bire çıkınca çok zorlandık..Şikayetler vs...burada yazamıyorum bile..:))  Neyseki oda değiştirerek birazda fırça yiyerek hallettik..! Ben biraz kaçtım valla; Serhat işin daha büyük kısmını halletti...Gala yemeğinde otelden kaynaklanan hatayı yine otel güzel bir org yaptı ve özür dilemiş oldu..)) uğraştım o ayrı..

Aynı gece Patkova isimli clupte eğlence vardı; en meşhur yerlerinden biri..Ama her akşam bir kavga canlı yayın seyrederdik:))  Serhat'ı birden bire dansa kaldıran biri oldu:)) ama 10 dakika sonra ikinci kattan Serhat'a dolayısyla bize Şişe attılar:)) teğet geçti..Meğer arkadaşları varmış kızın..:)) Bizde olaydan 15 dk sonra çıktık gittik; şişe falan yemeyelim kafamıza:))

Bir çok sektöre ait firma gezisini yaptım,her gittiğimde eğlendiğim yerlerden biri oldu.Severdim..

Ama geceleri her zaman ayrı bir alem olmuştur..Patkova , Şato, Off Bar vs vs..herkes tanıdığı için ne masa problemi olurdu ne başka bir şey..VIP olmuştuk:)) hemen hemen tüm arkadaşlarımı Yalta'ya götürmüşümdür..Sambuka ile kendini kaybedenler bile oldu..:))  Gece hayatında tanımadığım yer kalmamıştı; o kadar çok tur yapınca tabi VIP oluyorsun her yerde..:)) Severler beni:))

Küçük bir sahil kasabası olan Yalta'da sahil caddesinde gezerken bile tanıdık birini yada misafirleri mutlaka görürsünüz..Türk lokantası Barbaros'un yeri....( allah rahmet eylesin) Sokak Cafeleri,Restoranlar,Mağazalar vs hepsi sahil caddesinde...

Rusya ilhak edene kadar çok organize edilen bir destinasyon; artık Rusya oldu..İlhaktan 1 ay önce ben ordaydım..En son gidişimde o oldu..(2014-Şubat )

Sisten dolayı İstanbul'a dönen uçağımız ve sisten dolayı İstanbul'a dönemediğim  tek yerdir..!

Ama hep sevdim..

Sevmeye devam edeceğim..Eninde sonunda da gideceğim..!

Ukrayna'nın Bodrum'u, Rusya'nın Antalya'sı olma yolunda...


Sevgiler,


Resim : Sahil Caddesi




8 Ağustos 2020 Cumartesi

Kral..Yakışıklı Değil Ama Karizma

 Merhaba,

St.Petersburg Kraliçe demiştim, güzel ve çekici bir kadın gibi..

Moskova ise kesinlikle Kral; yakışıklı değil ama Sağlam karizma..

Şahsen ben Kraliçeyi seçerim ama Kralsız da olmaz tabiki...

Rusya'yı en iyi gösteren şehir Moskova'dır.Özellikle Kremlin,Kızıl Meydan ve Arbat sokağı ile..Ama esasında çok fazla görülesi yerlerde vardır. Moskova'ya çok gittiğim dönemlerde Metroyu mutlaka gör diyorlardı,tamam görelimde Metro işte diyordum:)) ancak Metroyu görünce sadece adı Metro dedim kendi kendime.

Müthis bir görsellik var,giderseniz en az 3 durak bir bakın derim..Ama benim yerim Arbat..Tek geçerim, sokak ressamları ile tarihi ve uzun ve caddesi ile benim en beğendiğim yerdir...Hatta misafirlere Arbatta alış veriş için gezdirdiğim zaman Hard Rock Cafede buluşma verirdim, Arbat ve Hard Rock Cafe çok severim..Kızıl Meydan'da klasik foto olayı olmazsa olmazdır..Herkesin vardır..Kızıl Meydan, Kremlin surları ve Gum Alış Veriş Merkezi birbirlerine  bağlanmış olduğu için hepsini yürüyerek gezersiniz..

Gum alış veriş merkezide klasik bir AVM değil, çok sanatsal ve gezdiğiniz zaman mağaza bakmayı unutabilirsiniz.Çok Başarılı ve pahalı..Moskova dünyanın en pahalı şehir sıralamasına her daim girer.

Kızıl Meydan devamında şimdi kapalı olan Godunov Rest.vardı.Bir firmaya gala yemeği organize etmiştim.Çok başarılı ve tarihi bir restorandı..Girişte sizi akordıyonlu müzisyenler ev yapımı votka ile karşılardı..Zaten hemen her kaliteli restoran ev yapımı Votka ile karşılıyor:)) olmazsa olmazı...

Moskova gece hayatı pahalı ve sistemli,spontane bir yere gitmeniz biraz zor.Önceden rezervasyon yapmanız lazım.İsmini hatırlayamadığım bir sürü yere gittim, evet çok güzeller ama ben en çok Hard Rock cafeyi sevdim, bildiğiniz gibi değil..Aşağı katta patenli güzel kızlar yemek servisi yapıyor,ikinci kat başka havada bildiğiniz bar-dans olayına girmişler..Sanki ikinci katın işletmesini

başkasına vermişler gibi..:))

Ama çok eğlenceli yapmışlar.Belli bir saatten sonrada Hard Rock Cafe özelliğini direkt kaybediyor.:))

Tarihi Binalar,Büyük Yapılar,Ünlü yerler,Gorky Parkı,İsmailova,Kremlin,Kızıl Meydan,Arbat,Metro,Nazım Hikmet'in Mezarlığı,Sağlam Trafik,Renkli Gece Hayatı vs vs.



Hepsinin özeti..

Kral Moskova


Resim . resimdeki ben değilim:))





16 Temmuz 2020 Perşembe

Baltık'ın En Güzeli Riga

Merhaba,

FlyExpress Yurt Dışı Turlar Müdürü olarak çalışırken Mayıs-Eylül arası satışa çıktığımız Baltık Gezileri vardı.Dönem itibarı ile çok üzerinde durmadığımız 8-10 gezi yapılan bir destinasyondu.Moda değildi.Çok uğraşmıyorduk yani..

Ofise Svetlana isimli ( Riga'dan ) biri geldi,benimle görüşmek istedi.Birinden almış ismimi.Biz İskandinavya gezilerine daha çok önem verdiğimiz için Baltık Gezilerinde çok araştırma içinde değildik.Görüştüm Svetlana ile..Tatlı şirin bir kız..Tedarikçi olarak yardımcı olmak istedi bizim gezilere, kontratlı anlaşmaları vardı vs vs...Çok iyi bir fiyat ile anlaştım..Biraz üzerine düştüm Baltık gezilerinin..Fiyatları aşağıya çekerek satışı artırdık,8-10 gezi yerine bayağı bir gezi satışı yaptık.İkiye katladık..(Riga-Talin-Vilnius-Helsinki )

Daha sonra Svetlana beni Riga'ya davet etti.Hiç gitmediğim bir yer olduğu için bir Cuma-Pazar organize ettim. ( 2013 Mayıs ) Beni karşıladı acentesine gittik,ortağı ile tanıştım..iş güç konuşmalarından sonra bana bir likör ikram etti..Dikkat et serttir dedi..Bende gülerek likör mü dedim:))
demez olaydım 1 shot likör öyle böyle değil...!! 2 shot içtim mecburen gülmesinler diye...ama yinede güldüler bana o ayrı:)) Gözler yalan söyleyemiyor:)) Likörün ismi bende saklı...:))
Svetlana ile iyi arkadaş oldum,halen görüşürüz..

Radisson Blu Elizabete diye bir otelde kaldım.Şehrin göbeğinde güzel bir otel..Banyodan odayı görebiliyorsun:))  31 Mayıs Cuma akşamı kaldığım otelin karşısında yaza merhaba partisi varmış..Bayağı sağlam bir kutlama..gösteriler, havai fişekler,açık büfe ikramlar  falan filan..aynı gece İstanbul'da gezi olayları patlamış, biber gazı vs olaylar olmuş..Ben olayların başladığı gün gitmişim..

Şehrin her yerini gezdirdi bana Svetlana, hatta şehir dışı bölgelere de gittik. ( jurmala )
Benim sevdiğim şehirlerde olduğu gibi, küçük,kompakt ve eğlenceli bir şehir Riga.İnsanları da ayrıca eğlenceli... hem gün hayatı, hemde gece hayatı güzel..beğendim..

Svetlana beni bir çok yere götürdü; en çok sevdiğim yer Studyo 69 oldu,sağlam,ortamı güzel, hareketli bir yer..Yine bir otelin terasını çok beğenmiştim.(SKYLINE) 
Yaza giriş olduğu için millet sağlam eğleniyordu..
Herkes Danza Kuduro yani..:))  Gecenin sonunda Just diye bir yere uğradığımızı hatırlıyorum,sonrası sabah 06.00 gibi yorgun argın Svetlana beni otele bıraktı..Muthis güzel bir gece hayatı var Riga'da.

Pazar günü Rıga'da belediye seçimleri varmış, Başkan adaylarında biri  hatta Rusmuş..:)) Riga'da çok Rus yaşıyor bu arada..Özellikle Jurmala şehrinde.Bu şehride çok beğendim,Riga'ya çok yakın..Riga'ya giderseniz mutlaka uğrayın..Tatil beldesi şirin bir kasaba gibi..Sevdim..

Riga Baltık'ın bence en en güzel şehri.
Baltık'ın diğer şehirleri de güzel ama Riga çok daha başka bence.

Sevmiş olduğum şehirlere mutlaka sloganlar uydururum yada isimler takarım...

Riga'ya daha sonra bir isim taktım; hatta gezi sloganı yaptım..!
Riga her zaman şehir sıralamamda olacak..!

Baltık Prensesi..!


Resim : Studyo 69

12 Temmuz 2020 Pazar

Bardan Bana Bakan Kredi Kartım

Merhaba,

FlyExpress yurt dışı turlar müdürü olarak çalışırken FLY DUBAI Hava Yolları toplantısı için İbrahim ile Dubai'ye gittim. Daha önce Dubai'ye hiç gitmemiştim. İbrahim zamanında Dubai'de çalışmış ve çok iyi biliyor.3 günlük iş gezisi...Bende konu mankeni olarak gidiyorum:)) Esas konu FLY DUBAI Hava Yollarının toplantısı...(2013 yada 2014 tam hatırlamıyorum)

Muhasebe/ Finans Müdürü (Atilla )3 gün için bize 200 Dolar..!! verdi ve biz Dubai'ye uçtuk..Direkt toplantıya ucu ucuna yetiştik.Vip karşılama yapıldı, otelimiz 5 yıldızlı vs vs..Davetliyiz tabi o yüzden servis çok iyi..Toplantı laylaylom ,bir sürü ülkeden yetkili gelmiş, sunum var,geyik var, saray gibi bir yerde toplanılmış falan filan..Güzel ve etkili organize edilmiş,her şey düşünülmüş..Her şey lüks..

Toplantı sonrası İbrahim ne derse onu yapıyorum,bilmiyorum zaten, yemek yedik,birkaç yere uğradık,biraz gece hayatı yaptık; garip canlı müzik yapılan bir yere gittik,adını hatırlamıyorum..aldığımız iki yüz dolar nerdeyse aynı gece bitti..!.sanki havadan proforma fatura gönderiyorlar bize...anlamadan para nerdeyse bitti...:))

İbrahim bana soruyor iki günümüz var ne yapacağız..:)) 
Paramız yok kredimiz var dedim..:)) ( kredi kartı )

İkinci akşam Kubu denilen bara gittik.Radisson Blu Deira Otelinin altı, çok başarılı güzel bir bar..Müzik, ortam,servis beğendim...Ama bir sorun var; pahalı...:)) Dubai zaten pahalı bu arada..
Yapacak bir şey yok benim kredi kartım ile harcama yapacağız sonra hesaplaşacağız..2-3 defa Barmene sordum kredi kartı geçiyor değil mi diye:))  Ben kredi kartımı barmene verdim,otelin üniformalı görevlisi sonuçta; kredi kartımı tam benim karşımda bir bardağın içine koyarak bende merak etme dedi..Merak etme mi..:))
Biz İbrahim ile sağlam para harcadık tabiki...Neticede cebimizde doğru düzgün para kalmamıştı...Bardan bana bakan HSBC kredi kartımdan zırt pırt para çekiliyordu...Ama en azından o an için rahatlamıştık:))

Dubai'de son gün hatırladığım kadarıyla Avm,Outlet falan gezdik..Avm içinde kayak pisti kurmuşlar öyle büyük yerler...Ama en azından ucuz eğlence işte...:))  Debdebeli yerler...Çok para harcanmış yerler..Dışarıda 10 dk yürüdüğün zaman zaten terden üstünü başını değiştirmen gerekiyor o yüzden Avm en iyisi...!

Armani Cafe / Cavalli Night Club vs vs...
Gece hayatı sabaha karşı 03.00'de her yerde aynı anda biter...!

Tüm dünya markalarının olduğu çöle kurulmuş garip bir şehir...! 
Çok eğlendim o ayrı...! 

İstanbul'a döndüğümde benim ve İbrahim'in aklında kalan en önemli şey;

Bardan  Bize Bakan Kredi Kartım....!





Resim : Kubu Bar

29 Haziran 2020 Pazartesi

Louis Vitton, Chanel,Hermes,Dior...


Merhaba,

Bien Tur dönemi;  Galatasaray 2000 yılında UEFA kupasını almıştı.
Süper Kupa maçı Monaco'da Real Madrid ile oynanacaktı..
Haziran sonu  gibi Spor Departmanı sorumlusu Fatih Örge ile Güney Fransa'ya gittik.
Nice-Monaco-St.Tropez-Cannes-Antibes her yeri gezdik..

Nice hava limanına indik, hiç unutmam Renault Spor araba kiraladık,çok güzel bir araba( en düşük fiyatlı) Nice merkezde 3* bir otelde kalıyoruz. Daha önce hiç gelmediğim bir yer ve lokal acentemizden yardım alıyoruz.( MSF-Christine ) Farklı gezilerimiz olacak; Taraftar-Aile ve Vip ( Basın ve sanatçı )
dolayasıyla bayağı bir oda almamız lazım..İlk Nice'den başladık otelleri gezmeye,ancak maç, sezonun ortasında olduğu için Güney Fransa'nın en yoğun sezonu...Zorlanıyoruz ama yavaş yavaş odaları da alıyoruz. 

Güney Fransa'yı genel olarak sevdim..Monaco'ya gittiğimizde ise çok şaşırdım..
Polisler bile çok acaip şıklar..Adam trafik polisi ama sanki sevgilisiyle akşam yemeğine gidecek ordan da gece hayatı yapacak gibi giyinmiş..Formula 1 açık hava araç müzesine gezerken bile görevlilere bakıyorum hepsi aynı şıklıkta, Louis Vitton markası ayağa düşmüş:)) Chanel ne ki, Hermes-Dior sanki marka bile değil:))  Sokaklar sanki Parfüm kokuyor gibi geldi...Çok acaip şık herkes..Tamam jet sosyetenin geldiği yer anladık ama bu kadar olmaz..! Akşam Monte Carlo Casinoya gittik, belli bir yere girebiliyorsun diğer bölümler VIP sadece belirli kişileri alıyorlarmış..Casino'nun önünde oturduk tatlı ve kahve söyledik..Hesabı görünce gerçekten afalladım yaklaşık 100 dolar ödedik..Meğer en pahalı cafeye girmişiz..Zaten garsonlar bile bizden çok daha şıktı:)) anlamalıydık...Casino kapıları açılınca tüm paparazziler foto çekiyor ezbere; belki bir ünlü çıkar diye.. Hayatımda bu kadar lüks arabayı aynı yerde bir arada görmedim..Halada görmedim..otuz kırk  tane galerici birleşmiş gibi..

Bizim  paramız 3 günde bitince anladık, çok pahalıydı her yer..Son iki gün otelin karşısında olan şarküterinden Peynir-Kiraz-Baget ekmeği yedik sabah akşam:)) Cannes-Antibes ve St.Tropez'de aynıydı..Turistler hariç herkes şık ve çok bakımlı olabilir mi ..Oluyormuş..
Bir tanıdığım sipariş vermişti bana; mağazaya girdim ve merhaba dedikten hemen sonra..yine çok çok güzel giyinmiş ve buram buram parfüm kokan kadın bana ; Rezervasyonunuz var mı dedi..:)) mağazaya giriyorum sorulan soru...:)) 30 saniye sonra kendime geldim ve espri yaptım yok ama yapayım şimdi dedim:)) olay St.Tropezde oluyor ama hemen hemen her yer (markalar) böyleymiş..

5 gün boyunca gitmediğimiz gezmediğimiz yer kalmadı Fatih ile..Otellerde zorlandık ama odaları aldık.
Paramız yok,ama son model spor araba ile dolaşıyoruz...Hatta Marsilya'ya kadar gittik.2 saat uzaklıkta..
Marsilya'ya gelince rahatladım, herkes normal,bizim gibi İnsan....Kendimizden kuşkulanmaya gerek kalmadı.Limanda oturup yemek bile yiyebildik...Sokaklar sokak kokuyor, Millet Dior'dan giyinmemiş,polislerde polis gibi:)) Garsonlar bizden daha şık değil..Yaratıklar yok ,insanız..

Son gün Nice'de promenade des anglais ( ingiliz yürüyüş caddesi) sahilde yürüdük,lokal halkın yürüyüş yaptığı yer...Güzel bir yer..Paris çok sevmem, Nice sevdim ama çok pahalı ve aşırı şık.o ayrı.Millet dondurmayı bile kredi kartı ile alıyor.2000 yılı olmasına rağmen kimse nakit kullanmıyor...

Herkes şık olur mu yahu ,Valla olurmuş...

Hem acente parası bitti hemde üstüne kendi paramız bitti..:))
Louis Vitton-Hermes-Dior-Chanel...Bize çok uğramadı..Sadece Selamlaştık..!

Sevgiler,

Resim : Monte Carlo Casino



22 Haziran 2020 Pazartesi

Roma'yı da Yakarım


Merhaba,

Roma güzel şehir ama çok sevemedim..Floransa daha çok severim.
Roma'da sıkıntılı bir dönem geçirdiğim içindir belki..!

99-2000 Milenyum Yılbaşı döneminde Bien Tur İtalya'ya yaklaşık 700 kişilik operasyon yapmıştı. Ben Kapalı Grplara bakıyordum..Ancak anlaşmalı lokal acente ( Fasigestur-Mr.Fabio ) bütün rezervasyonları iptal etti.Kapora alamadığı içindi galiba çok net hatırlamıyorum..Patron İtalya'yı ve İtalyancayı çok iyi bilen Şef rehber Mehmet ve beni çağırdı..Benim departmanım değildi ama ağzım laf yapıyor diye sende gideceksin dedi..Bien Tur  tarihindeki en önemli olay buydu acaip bir misyon yükledi bize..Çünkü rezervasyonu olan 700 kişi ve Roma Otelleri yoktu...! Gezi çıkışlarına 15 gün vardı...2000 yılı Milenyum Yılbaşı dönemi unutmayın..

Ben ve şef rehber Mehmet ile Swiss Air ile aktarmalı Roma'ya gittik..Hava Limanında Hertz'den kiralık arabayı beklerken bir hata olmuştu..bize araba yoktu..ve BMW Cabrio vermek zorun da kaldılar..:))
Roma'da son model BMW Cabrio ile geziyorduk..ama 3 yıldızlı Termini Otellerinden birinde kalıyorduk.Odanın metrekaresi 12-13:)) Benim odanın camı neredeyse yoktu:)) 

Ertesi gün başladık otelleri gezmeye...ama nafile..oteller 3-5 oda veriyor,peşin istiyor falan filan..
Strese girmeye başladık..Zırt Pırt telefon geliyor ofisten bize..Arayan Arda ( Turlar müdürü )..Aldınız odaları değil mi diye soruyor:)) iki gün boyunca  bölge bölge otel gezdik..sadece Le Central diye bir otelde 20 oda ( bir otobus ) alabildik.. Artık Mehmet'te strese giriyordu..En sonunda Roma'nın dışında Ergife Palace diye bir otelden bahsetti ama kesin doludur dedi,çünkü fiyatları iyi olduğu için...! neyse gidelim dedim otel büyük olduğu için belki şansımız döner...

Otele gittik, uçsuz bucaksız büyük bir otel, lobinin sonunu göremiyorum..Rus oteli gibi..
Ben Roma'ya daha önce 1-2 defa gelmişim bilmiyorum...Neyse Yunanlı bir rezervasyon sorumlusu ile görüştük, adam bize yardımcı olurum ama şu fiyattan diye başladı.( liret  zamanı ) vereceği oda sayısını bilmeden...Ben bizim çizelgeye baktım bu grpların hepsini alırsan fiyatıda şöyle yaparsan anlaşırız dedim..Ama bütün odaları vereceksin ve ayrı bir salonda iyi bir kahvaltı org.edeceksin şartı ile..Bilen bilir kahvaltılar bu tip otellerde kötüdür..1 saat pazarlık ve sonunda teyidi aldık..4-5 bin dolar ön ödemeyi yaptık...ve İstanbul'a güzel haberi verdik..Ofisten zafer çığlıkları geliyordu:))
dönüşümüze bir gün kala almıştık..Böyle bir strese girdiğimi hiç hatırlamıyorum..Çok büyük stresti..

Bizim maliyetlerin çok altında almıştık, 700 kişilik operasyonu 2-3 günde halletmiştik..
Hiç unutmam Mehmet patron bize biner dolar prim verir demişti..Bende patron bize fazla harcadınız der demiştim..)) Tabiki, benim dediğim çıktı..Bu arada fazla harcamıştık..! ama şirket  15-20 Bin dolar artı kara geçmişti...Çok yorucu ve stresli 2-3 günden sonra İstanbul'a döndük..

Patron çok harcadınız dedi ama hakkımızı teslim etti..1 saat odasında teşekkür etmiştir...
Büyük iş başardınız demiştir..!

Yakarım Roma'yı  da yakarım şarkısını Bien Tur ofiste departmanda çok söyledik..:))

Yaktık Roma'yı Geldik..!


Sevgiler,



NOT : Askıda expresso olayını ilk defa Roma'da gördüm..







16 Haziran 2020 Salı

Kiev Geceleri


Merhaba,

Kiev çok severim.
Gitmekten her zaman keyif aldığım bir şehir.

Benim kıstaslarımda; Gün hayatının ve gece hayatının alternatifli olması,şehrin güzel olması,diğer sevdiğim şehirlerde olduğu gibi  çok büyük olmaması,Avrupa'nın en yeşil şehri olması,arkadaşlarımın olması vs vs... 

ÇOK SVRZ..!

Arkadaşlarımı ( Özkan-Erol ) yıllar önce Kiev'e götürdüm.Arkadaşım ve işletme müdürü Sergey Residence-Otelde odalarımızı organize etti. Şehrin göbeğinde olduğu için ilk tercih. Güzel ve konforlu studyo odalar...Halen Sağ kolumuz olan ( Murat ) bize bütün rezervasyonları organize etti. (Club,Restaurant, Araç..)  

Kiev Rutinleri;  Kreschatik caddesinde yürüyüş yaparsın bir baştan bir başa..Arena Complex geldiğinde bir mola verirsin, Cafe'de tatlı yer ve kahve içersin..Hesabı arkadaşın öder..(Ozkan)..:))
Tekrar yürür ve Studyo'ya dönersin..Arkadaşlarınla birlikte birinin odasında toplanır ve bir şeyler içersin..Makara yaparsın...Akşam yemek saatine kadar muhtemelen uyursun ve gece başlar...

Kiev'de şimdi kapanmış olan Cuba Rest.gidersin, Mariacchiler gitar çalar , 5 litrelik Mojito içersin pipetle:)) Güzel yemek yersin..Gerçekten güzel...Hesabı bilmem, biri öder:))
Yemek sonrası mutlaka Buddha Bar gidersin..Bodyguard beni tanır ve sorun olmaz..Bar'da Cuba Libre ile devam edersin, Güzel şov izlersin 1-2 saat sonra diğer mekana geçersin..Hesap benden...

Carrabien Club; Barmenlerini bile tanırım.. Murat sağolsun Stant Masa Rezervasyonunu önceden .
yapar,Kuyrukta beklemeyiz,giriş parası ödetmez.....Gece 12 gibi Şov ve programlar başlar, 
Barın önü üç şerit olur,istanbul trafiği gibi..sağlam kalabalık...Servis elemanına bir güzel bahşiş verilir ki bize servisi aksatmasın:)) Bahşiş işi genellikle Ozkan'da..:))..Erol ve Ben bu işlere karışmayız:)) Biz işin eğlence kısmından sorumluyuz..

Carrabien severim, samimi ve rahat bir ortam. 
( Cumartesi hariç )
Shooters,D'Fluer,Sky vs  hepsine gittim,sevdim ama Carrabien sanki en iyisi benim için.Müzik Latin olduğu için ayrıca daha çok seviyorum belkide. Kiev'e giderseniz uğrayın mutlaka..

Geç yatıldığı için diğer Rutin ise; Öğlen kahvaltısıdır..Yakın olan Türk lokantasına gidip uzun uzun kahvaltı yapmak...Kreschatik caddesinde olduğu için ilk tercih burası 5 dk yürüyüş mesafesinde..Şehri gezmek,Nehir kıyısında yürümek,hatta alış veriş yapmak,mağazalara girip fiyat kıyaslaması yapmak:))

Gala Rutini; Gece Just Cafe'de akşam yemeği, müdavimlerin karakoe yapmalarını bir şey anlamadan seyretmek:))  Hesaplar benden bu sefer, Erol'da bahşiş ve ulaşımı halletti:))
Gece D'Fluer yada Carrabien devam eder..Farketmez..nereye gidersek gidelim kapanış saatine göre kadar ordayız..:)) Erol'a sambuka yasak:)) Gala Çoook Svrz...Dönüş uçağında herkes uyur:))

Kiev; hem şehri, hem gündüzlerini,hemde gecelerini çok severim.

Pandemi öncesi son gittiğim yer Kiev  (20-23 Şubat )

Pandemi sonrası ilk gideceğim şehir Kiev..Tarih neyse o..

Sevgiler,



Resim: Carrabien







8 Haziran 2020 Pazartesi

Safari ve Korku


Merhaba,

1997 Simena Travel Group da çalışırken Pacha Tour'dan arkadaşım Burak aradı; Bayram dönemi rehberlerinden biri ayağını kırmış ve Güney Afrika'ya rehber lazımdı.O dönemler Güney Afrika çok bilinen bir destinasyon değildi ve pahalıydı. Ama daha önce gitmemiştim; çok gidende yoktu zaten.

Pacha Tura gittim, Burak ve Müdürü ile görüştüm.30 kişilik kapalı bir grp.ancak gezide sorun vardı, 8-10 kişinin iç hat uçakları henüz teyit edilmemişti.( Güney Afrika Hy ) ve program rotası değişmişti.Neden böyle olduğunu bilmiyordum. Yüksek bir rehberlik ücreti önerdiler ve bende kabul ettim. Riskliydi ama bende gitmediğim bir yeri görmek istiyordum..Gezi kişi başı 3000 USD satılmış, ekstra turlar dahildi..Güzel otellerde kalınacaktı..Gezi detayı özenle yazılmıştı..

THY ile gezi başladı, Johannesburg'a indik.Bizi lokal acenteden şirin bir kız karşıladı, otobuse ingilizce tanıtım ve gezi detaylarını içeren bir dosya bırakılmıştı.Bu dosyanın içinde 8-10 kişinin iç hat biletlerinin teyit olmadığı da yazıyordu..Çok netler yani:)) ve tabiki bana hemen sordular; bende merak etmeyin halledildi dedim:)) ama halledilmemişti..!! 

Direkt Sun City'e otobus yolculuğumuz başladı.2 saatlik mesafe, ancak 9 saatlik uçuştan sonra o 2 saat misafirler için azap oluyor doğal olarak..Dakika 1 gol 1 ; Sun City'de Palace Otel ( super lüks ve en iyi oteli) giriş yaptığımızda siyahi çalışanların Grev yaptığını öğrendik.Yani odaları 2-3 saat sonra alacaktık..Tabiki misafirler yavaş yavaş sinirlenmeye ve bağırmaya başladı....Ön büroda Hollanda asıllı bir müdürle konuştum ve dedim ki acilen bir çözüm bulalım..20 dk adamla boğuştum ve resmen pazarlık yaptım..Havuzun başında bize güzel bir restoran cafede harika bir yemek ayarladı..Yemek müthişti ve odalara 1 şişe şarapta ben gönderdim.Onunda parasını almadılar hatta...Yemek çok güzel olunca özellikle hanım misafirlerin keyfi yerine geldi; doğal olarak erkeklerin de öyle...Odaları aldım,sorun kalmadı..odalar zaten müthiş güzel olduğundan herhangi bir sorun çıkmadı..akşam havuzun oraya indim ve herkes bakımını yapmış,iyi hissediyordu..Teşekkür ettiler, hatta özür dileyen oldu...Bana içki ısmarladıktan sonra gün bitti..Yorgunluktan deliksiz uyudum...

Eresi gün müthiş bir kahvaltı, süper aktiviteler, suni göl, dalga oyunları, şovlar vs vs..Sun City suni ve eğlence ağırlıklı bir yer..Millet dinlendi ve eğlendi...2 gece kaldık ve Esas sorun başlıyordu...

3 .gün Johannesburg hava limanına gittik ve 8-10 kişinin bilet teyidi gelmemişti..! ne yapacağımı bilmeden gidiyordum..Alanda acenteci şirin kızla buluştuk ama sorun devam ediyordu..Çözüm bulamıyordu...Uçuşumuz Skukuza ( kruger milli parkı ) olacaktı...birde midibüs hazır bekliyordu,olası uçuş problemi olursa kara yolu ile gidilecekti....!  Ben Güney Afrika HY kontuar müdürünü buldum..münferit olarak business ve ekonomi karışık bir şekilde yedek olan misafirlerin uçuşlarını teyit ettirmeyi başardım...(sistemden ) ve kendi cebimden yaklaşık 700 USD kredi kartımla ödedim.( nakitin üstüne)...ama hepsi çözüldü..Nakitim bitmişti...Misafirler bunu çok net gördü,çünkü koşturmaca çok oldu...Kanter içinde kalmıştım..Hava Yolunda kıza bir dahaki gelişimde ne istersen demiştim..Deri ceket:)) ama gerçekten götürdüm kendisine...!

Skukuza'ya uçuşu yaptık ve hayatımda ilk defa uçaktan korktum.Çift pervaneli bir uçak; bagajları kendin koyuyorsun:)) hatta yükselmiyor aşağısını net görüyorsun..:)) kimse çaktırmadı ama herkes korktu...:))  Kruger Milli Park'a geldik ve Safari başladı..Üstü açık Jeepler ile bir iz sürücü birde Ranger dedikleri şöfor...toplam 3 jeep ile yaptığımız Safari'den gerçekten çok korktum...:))  elimi uzatsam Leopar'ı sevecek kadar yakınım,aslanlar,Fil,Zürafa, Gergedan çok yakından gördüm ve gerçekten heyecan verici. Leopar'ın bizim Jeep ile arası 2 metre falandı ve korkudan Garo Bey ile birbirimize sarılmışız:)) foto çekmeyin, ayağa kalkmayın,ses çıkarmayın diye devamlı Ranger konuşuyordu..Rehber herkesten çok korkmuştu sanki..)) Bir çita yavrusu ile bize bakıyordu..5 metre:))

Akşamı müthiş Gala, muhabbet,gülüşmeler vs...Sabi Sabi Lodge denilen bir yerde kalıyorduk.Doğanın içinde harika bir bungalow düzeninde...Ama yüz defa benim kabini kontrol ettim..Tepemizde zırt pırt maymunlar atlayıp zıplıyor...Ormanın ortasındayız..Çok iyi uyumadım...Hatta uyuyamadım:))
Sabah 05.00 de kalktık, safari devam..Müthişti...Kahvaltıdan sonra Cape Town'a uçtuk..Cape Town çok beğendim...Benim ilk 10 şehrimden biri oldu..Waterfront ve bölgesi çok güzel..Irkçılık problemi yine yer yer var..Merkeze giderseniz problem olabiliyor..Beyazlara karşı bir ön yargı var tabiki..Ama müthiş şehir..Gezilerde öyle; Masa Dağı,Ümit Burnu,Fok Adası,Penguenler ( en sevdiğim hayvan bu arada ) neler neler...Fırsatınız olursa gidin...Kesin gidin..
Misafirler ile samimi olmuştum. Garo bey ekstra geziler dahil olduğu için bana ekstra gezi buldu.:))
Kişi başı 100.USD yuzde on kazanıyormuşum:)) Kafese girip Köpek Balığı seyretmek için dalış yapacağız.( 6 metre ).Ben kafeste,açık denizde Köpek Balığı seyredeceğim:)) İmkansız....Garo Bey'e dedim ki aman abicim lütfen beni karıştırma...Yuz bin USD birde sigorta imzalayacağız..Ölürsek falan:))  Bereket hava kötü olunca yapılamadı ve bende kurtuldum...Müthiş olduğuna eminim ama benlik değil...

Son gün Johannesburg'da kaldık..Sandtown denilen bölgede..Lokal rehber şehir merkezine aman gitmeyin dedi..Problem oluyor..Otelin barında geceyi geçirdik..Ertesi gün Lesidi Köyünü ziyaret ettik ve kabilelerin danslarını seyrettik; geleneksel yemeklerini  yedik..( lahana-geyik eti )  

Akşam İstanbul'a uçuş başladı.
İlk gün haricinde her şey güzel geçti..Çok yoruldum,Her gün gezi,ama çok beğendim.

Garo Bey bana bir zarf verdi..İçinde o ana kadar almadığım kadar bir bahşiş vardı.
Garo Bey bu zarfı verirken iç hat uçuşlarının ödemesini bile laf arasında söyledi..
( Turizm hayatım boyunca o kadar yüksek bir bahşiş almadım )

Free shop hediyelerini saymıyorum bile.
Pacha Tur 'da üstüne çok teşekkür etti..Arkadaşımı da mahçup etmedim.

Güney Afrika; Gidene saygı duyduğum yer...
Mutlaka Gidin

Sevgiler,









4 Haziran 2020 Perşembe

Fatih Terim,Spor Basını,Milli Maç


Merhaba,

1998-1999 Bien Tur'da spor departmanı kurulmuştu. Başta GS olmak üzere takımların Avrupa Kupa maçlarında taraftar organizasyonları yapardık.Departmanın başında Fatih Örge vardı.Benimde tribünden arkadaşımdır. 

Bien Tur patronu ve çalışanları ağırlıklı GS taraftarıydı ve hemen herkes tribündendi. Bende öyle

Bir ara Popescu'nun düğün töreni için futbolculara uçak bileti verecektik.(Bükreş )Fatih benden yardım istedi. Florya'ya gideceğiz ve uçak bileti tahsilatı yapacağım,makbuz keseceğim falan..Çünkü Fatih bunu yaptığında genelde hallederiz cevabı geliyordu. Cari hesap yani:)) 

Neyse bende ok dedim.Floraya'ya gittik ve girişte zaten Fatih tanındığı için problem olmadı.Ümit Davala geldi biraz laylaylomdan sonra bileti verdik, ama o sırada Fatih Terim içeri girdi, Florya'da bir hareketlenme oldu:)) galiba hocanın gelmesi beklenmiyordu..! 
Sonra hoca beni ve Fatih'i gördü, yanımıza geldi..Fatih'e bakarak bir elini benim omzuma koydu; Fatih bu arkadaş kim diye sordu..Aynı zamanda Fatih ile konuşarak yüzüme şöyle çocuk sever gibi okşama ile vurma arası bir şeyler yaptı..Fatih ise..kem kümlerle Hocam bizim ofisten Metin, isim babası Metin Oktay, Turgan Ece, Kenan Ece falan aile dostları gibi şeyler söyledi..Saçma ama yapacak birşey yok..Hocayla ilk defa orada tanıştım,sonra bana bakarak gülümsedi 3dk konuştu ve işinizi çabuk halledin dedi..

Biz o konuşmadan sonra biletlerin hepsini verdik, tahsilat falan yapmadan ofise döndük.:)) Sanki kaçmış gibiydik, Fatih daha çok korkmuştu...
Heyecan,Korku,Saygı hepsi karışık bir his oldu bende.. Ofise dönünce millete bu olayı saatlerce ballandıra ballandıra anlattığımı  hatırlıyorum...:))

Fatih, Finlandiya-Türkiye Maçı için benden rehberlik yapmamı istedi. Helsinki için rehber
bulamıyordu.Yüksek sezon olduğu için rehberler hep turdaydı..Spor Basınına, Vıp Grubuna rehberlik yapmamı istedi..Patronda ok deyince bende maç için 15-16 Kişi Spor Basını ile Helsinki'ye gittim.

Kimler vardı kimler; Rahmetli Kazım Kanat,Zekeriya Alp,Rambo Yusuf,Metin Tükenmez,Rahmetli İsmet Tongo,Adnan Aybaba,Sanlı Kaptan,Gokmen Özdenak,Rahmetli Turgay Şeren...(hatırlayamadıklarım ve foto muhabirleri var)

Rahmetli Kazım Kanat elinden kitabını hiç düşürmezdi,uçakta otelde hep bir kitabı vardı.Benimle samimi olanların başında geliyordu. Zekeriya Alp bana güzel bir yere götür yemek yiyelim dedi..Rambo Yusuf ve Zekeriya Alp ile yemeğe gittik.Happy Days adlı güzel bir yer biliyordum oraya götürdüm,sonra bazıları da bize katıldı..Güzel bir akşamdı. Sağolsunlar herşeyi ısmarladılar..Geç saatlere kadar mekandaydık..

Ertesi gün Ümit Milli Maçı vardı ama başka şehirde (Turku) Helsinki'ye 2 saatlik mesafede bir şehir, Helsinki Otelimiz SeaSide ( şimdi Radisson Blu oldu ) buluşmamız vardı, maça görevli olan yazarlardan kimse yoktu..Meğer oteldeki TV'de TRT varmış, maçı ordan seyredip yazacaklarmış:))
Ben aracı beklettikten sonra geri gönderdim.
Turku'ya hiç gidilmedi..!

A milli maçına gideceğimiz gün bana Basın Giriş kartı çıkarttılar sağolsunlar..Bende maçı basın tribününden seyrettim..Yanımda da Finli bir basın mensubu vardı ve bana bir sürü detay veriyordu takım hakkında.:)) Gökmen Ozdenak garip bir Fin Şapkası takmıştı, iplerinden çektiğinde alkışlanan eller çıkıyordu...O şapka ile geldi maça:)) Komik bir adamdır,sağlam anıları vardır ve çok gülmüştüm.
Her golden sonra ben ayağa kalkıyordum doğal olarak ama bizimkiler çok sakindi..4/2 kazandık maçı..Maç sonrası ise gece hayatı bile yaptık. ( bazıları ile ) Döneceğimiz gün kahvaltıdan sonra rahmetli Kazım abiye  şehri dolaştırdım ve rehberlik yaptım kendisine. Diğerleri çok ilgilenmediler..Aynı gün akşam İstanbul'a döndük..Maç gezisi bitmişti,benim için biraz garip ama eğlenceli olmuştu.Birçok anı dinledim.Hatta gezi esnasında BJK!lı Oktay ve Serdar'ın olaylı kavgası biz ordayken olmuştu..Gündemi bir anda  değiştirmişti..

Spor Basının ağır topları ile yapılan gezi esasında benim için iş gibi değildi,eğlenceliydi.
Kendimi rehber olarak hiç göremedim. Sonraki turlarda da...Garip bir duygu.


Onların yanında gençten bir çocuk...! 
Yardım ediyordu sadece..!


Sevgiler,













1 Haziran 2020 Pazartesi

Masal Şehir Prag

Merhaba,

İlk üç şehrimden sonuncusu :  Prag;

Bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallarda eğer bir şehir olacaksa o şehir Prag'dır kesin.
Bir prens ile  bir prenses varsa masalda; Prag'da mutlu son olmalı. Öyle bir şehir.

97-1998 döneminde Bien Tur'da çalışırken gittim. O zamanlar Çekoslavakya ve henüz Slovakya ile ayrılmamışlardı. Organizasyonu yapması zordu. Rejim yeni değişmişti, vizesi sıkıntılı,oteller çok kuralcıydı. Hava Yolu ayrı bir dertti.(Çek Hy) Bien tur klasik Budapeşte-Prag-Viyana turu yapardı,her şehir için ayrı vize alınırdı.Şimdiki gibi değil ve seyahat tarih aralığı kadar vize verilirdi.Yani kısaca zor ve uzun işlemler gerekiyordu.

Bien Tur'da çalışıyorsan Prag'a gitmen neredeyse şarttı ve bende gittim.
Gerçekten müthiş bir şehir, açık hava müzesi gibi, Bohemian Kristalleri,Kuklaları ve birası ile meşhur.
O zamana kadar BUD birasının USA menşeli olduğunu, BETA ayakkabı markasının İTALYAN olduğunu sanırdım:))Meğer hepsi Çekoslovakya ürünüymüş. Prag'ın 40-50 km dışında; Bira şişelerinde yazan Pilsen meğer bir kasabaymış ve neredeyse tüm dünyaya ihracat yapılıyormuş..Pilsener:))
Eski şehir meydanında bulunan cafelerde uzun bardaklarda ev yapımı yuz çeşit bira vardı nerdeyse..
Dönem itibarı ile Prag İngiliz Turistlerin işgalindeydi.(hala öyle) Her taraf Liverpool Manchaster formalı turistlerle doluydu..Çünkü onlar için çok ucuzdu. Otelde kalan bir İngiliz ile muhabbet etmiştim.3 günlük tur paketi 99 Pound...!! Prag çok ucuza gidiyordu..Kale Bölgesine yakın Pyramida diye bir 4* otelde kaldım, personel harici otel fena değildi.Personel eski jenerasyon olduğu için normal karşılamıştım.Yine garip kurallar vardı tabii ki..Olmazsa olmaz..

Şehir turu da bir değişik, neredeyse otobüs kullanmıyorsun.Kale Bölgesi denilen yerden aşağıya doğru sağlam bir yürüyüş yapıyorsunuz.Kafka'nın evini görüp ünlü Charles Köprüsünden geçip,Astronomik ünlü saat kulesinin önüne geliyorsunuz. Çok başarılı bir güzergah ve harika mimari. Dar sokaklar,trafiğe kapalı bölge ve eski şehir meydanı.Gerçekten biraz yorucu ama çok güzel. Benden size bir tavsiye eminim rehber arkadaşlarımda aynı şeyi söylemişlerdir; bir şehri en güzel yürüyerek tanırsın hatta biraz kaybolmak iyidir..Şehrin ortasından geçen Vltava Nehri kaybolmanızı zaten engelliyor..Vltava'yı takip ettiğinizde eski şehir meydanına ulaşabiliyorsunuz.
Prag'ın sembollerinden biri olan St.Vitus Katedrali  şehir turunda  tüm heybetiyle karşınıza çıkıyor.İçeri girmek zor, kuyruk var.Gotik mimaride olan katedral tarihteki önemi büyük..İlk gittiğimde giremedim daha sonraki gezilerimde girdim.Çok etkilendiğimi söyleyemem o ayrı..

Prag ve bölgesinin her yerine gittim. Karlovy-Vary Termal şehrine gittiğimde Ulu Önder ATATÜRK'ün tedavi olduğu yeri gördüm ve Ulu Önder'in bu tip bir yer yapması için emir verdiğini öğrendim.( Bursa-Yalova )  Terezin Nazi Kampı, Av Köşkü,Ortaçağ Gezisi vs vs..Hatta bir seferinde lokal acentemizin bir çiftlik evinde doğum günü partisine bile davet üzerine katıldım..Kırsal bölgeye bile gittim.

Prag gece hayatını da sevdim. Özellikle Charles Köprüsünün hemen altında nehir manzaralı Clup Lavka her gittiğimde mutlaka 2-3 defa uğradığım bir yer..Müdavimi olmuştum. Giriş parası bile ödemiyordum, Müdürü ile arkadaş olmuştum.Büyük bir yer değil ama çok samimi bir ortamı vardı.O yüzden farklı yerlere fazla gitmedim. Vltava nehrini gören bir terası vardı..Gece harika bir manzarası olurdu..Ben Rom içkisini Prag Clup Lavka'da Bacardi Breezer ile tatmıştım. Birçok adını hatırlamadığım yere gittim ama  Clup Lavka her zaman benim için bir numara olmuştur.

Prag çok sevmiştim.Ben sevdiğim şehirlere organizasyon yapmayı ayrı severim.O yüzden Prag benim destinasyonlarımdan biri olmuştu..Bir çok firmaya Prag organizasyonu yaptım.Halen devam ediyorum.
Arkadaşlarım ile halen görüşüyorum.Daha geçen gün Monica ile ( lokal acentem) uzun uzun yazıştık.

Bence  Prag o dönemler daha güzeldi. Avrupa birliğine girdikten sonra o samimiyetini sanki kaybetti.
Masal şehirde Prens ve Prenses yerini Uluslararası şirketler, Zincirler,Yabancı kuruluşlar,Euro vs bıraktı.Şehir aynı ama ortam çok farklı.Tipik bir Avrupa ülkesine döndü sanki.

Benim ilk üç şehrimden biri olmaya devam ediyor o ayrı.

Benim için Prag'da Bir Prens ile  Bir Prenses Masalı devam ediyor..


Sevgiler,



Not: Resi,m Ben ve Hakan/Bien Tur-Vltava Nehri Gala Yemeği.








30 Mayıs 2020 Cumartesi

St:Petesrburg-Kraliçe


Merhaba,

Bilen bilir en çok sevdiğim 3 şehir;
Amsterdam-St.Petersburg-Prag

Amsterdam daha önce yazmıştım. İlk göz ağrımdır.
Sırada St.Petersburg var..Ben her zaman Kraliçe dedim..

1990 yada 1991 çok net hatırlamıyorum ilk gidişimdir.(Mitos Turizm )
.St.Petersburg ismi o zaman Leningrad:)) Vizeler davetiye gelmeden alınamıyor ve sayfa şeklinde pasaporta zımbalanıyor. O zamanlar rejim farklı ve turizm organizasyonu da devlet kontrolünde; her yerde logo İntourist...Acente,Otel her şey İntourist üzerinden geçiyor.

Aeroflot Hava Yolları Tupolev Uçak tipi ile ( şimdi yok, kutu gibi uçak, helikopter gibi kalkar) Leningrad'a uçtuk. Çok acaip bir hava limanına indik, büyük dev bir kapıdan geçiyorsunuz ( ahşap) önce asker üniformalı görevliler pasaport soruyorlar ,daha sonra pasaport kontrolüne geliyorsunuz..Deklarasyon şartı var..Kimse İngilizce bilmiyor..Çok zor ve uzun işlemler...Bizim bağlantımız iyi olduğu için yardımcı oluyorlar ama işlemler yinede uzun sürüyor...Çok uzun...

Hava Limanından çıkınca otobüse bindik.Ben rehber olarak gitmediğim için turist gibiyim.Etrafa
bakıyorum anlamaya çalışıyorum..Şehre yavaş yavaş girince şehrin güzelliğine hayran kaldım.Teknoloji olmadığı için sadece broşürlerden gördüğümüz şehir gerçekten çok güzeldi..Daha ilk gün hayran kaldım.Otele vardık...Tüm pasaportlar asık suratlı ön büro görevlilerine verildi.Otele giriş işlemlerini anlatamam..Pasaport detayları yazılıyor( alfabe farklı ) teker teker öyle anahtar veriliyor..Pasaportlar resepsiyonda kalacak..Birkaç saat sonra geri verilecek..Dışarıya pasaportsuz kesin çıkılmıyor.Otelin kapısında, asansörlerin orada her yerde güvenlik görevlisi var...Sanki neden geldiniz diye bize bakıyorlar..Çok acaip bir durum..Odaları almamız da çok uzun sürdü..Çok uzun...

Odaya girdim ve eyvah eyvah..Tuvalet kağıdı-havlu-sabun vs..kesin kullanılmaz. Bildiğimiz için zaten tedarikli gelmiştik..Bilmeme rağmen çok şaşırmıştım...Oda standart iki ayrı yatak var ortasında komidin,eski model bir tv,12-13 metrekare oda...Çok standart gerçekten..yatak bile küçük..anlatamam..

Akşam yemek servis yine çok uzun sürdü doğal olarak..Uzun işlemlere alışmaya başlamıştık.
Ertesi gün şehir gezisinde şehrin her yerini gezdirdiler..Harika bir şehir, Mimari,caddeler,Neva Nehri,Nevsky Caddesi,Meydanlar, Hermitage,Kiliseler,Opera  vs vs...yani her şey çok güzeldi..Çok güzel bir kadın gibiydi şehir..Ama caddede yürürken bile büyük şapkalı polisler zırt pırt durdurur pasaport sorarlardı..Hemen her yerde çevrilebilir ve pasaport-otel kartı sorulabilirdi..Kontrol devamlı vardı ve ona da alıştık..:)) Otel çok büyük olduğundan otele girişte güvenlikte otel kartını sorardı sonra aynı kartı resepsiyona gösterip oda anahtarına ulaşırdık..hep bir şeyler sorulurdu istenirdi...!

Lokal rehberlere soruyorum yahu ben bir dolaşayım çıkayım falan..Tek başına gitmesen daha iyi olur diyorlar...Ama söz dinlemedim..Bir müşteri ile grp harici gezmeye çıktık..Otelin taksilerinden tuttuk ve Nevsky caddesini her yerini gezdik..Tabiki 2-3 defa pasaport soruldu,otel kartı gösterildi o ayrı...Ama ne var ne yok gezdik..Muhteşem bir şehir..Biz bunu gecede yapalım dedik ve öyle bir hata yaptık..Gençlik cesareti...Aynı müşteri ile bu sefer gece hayatı yapalım dedik..Taksi şöforunden çat pat öğrendiğimiz ve rehberlerden teyit aldığımız garip bir yere gittik; ismini hatırlamıyorum ama içeride sadece 2 turist vardı..( ben ve müşteri) İnsanlar bize uzaylı gibi bakıyordu..Eğlenip eğlenmedikleri belli olmayan bir kalabalık...Her taraf güvenlik doluydu..Sadece 1 saat kalıp kaçar gibi otele döndük..Gece hayatı kesinlikle tek başına yapılamazdı...Dönem öyle değildi...

3 günlük gezide, buraya  çok geleceğimi biliyordum..(kurallara,polislere, işlemlere rağmen )

ve öylede oldu..Birçok organizasyon ve gezi düzenledim.Bir aralar neredeyse her ay organizasyon yapardım ve giderdim..Şehrin turizm gelişimini geziler düzenleyerek gözlemledim..
Hep isteyerek gittiğim bir şehir oldu.Hala da öyle.Hiç değişmedi.


Artık herkes biliyor..
Ama o benim Kraliçem..!

Sevgiler,
















24 Mayıs 2020 Pazar

İlk Göz Ağrım Amsterdam

İyi Bayramlar Herkese..

1992 yılında ilk defa gittiğim Amsterdam benim ilk göz ağrımdır..Her zaman yeri ayrıdır..
Müthiş güzel bir şehirdir bence..

Antalyalı Seracıları Tarım Fuarına götürdüm ve 6 gün kaldım..Çok şey öğrendim..
Apo krizi olmuş ve İtalya destinasyonu bitmişti..Hiçbir acente Amsterdam destinasyonu yapmıyordu, Ben yapana kadar:))

Amsterdam ve bölgesini,diğer şehirlerini hepsini gezmiştim.Millet Hollanda'nın başkentini hala Lahey zannediyordu:)) Bölge gezilerinden birinde Volendam-Marken gezisiydi,hoş  3-4 saatlik gezi..Volendam çok beğendim ve kendimce balıkçılar kasabası dedim..Günümüzde bile Volendam ekstra gezisini balıkçılar kasabası diye yazar acenteler...hemen hemen tüm ekstra gezilere Tarım Fuarı döneminde gittim.Parama kıyarak Lokal Rehber ( Miriam) bile organize ettim..Büyük Hollanda ,Antwerp Brüksel,Lale Bahçeleri, Gece Amsterdam ( tramvay ve yürüyüş ile ben icat ettim ), şehir turunda yeldeğirmenlerini ilave ettim hatta Yeldeğirmeninde kahve ikamı yapardık...:)) Birçok yerde Bien Tur otobüs bordunu bırakırdım,reklam olsun diye:))

Lokal acentemde ( Herman ) bana çok yardım etti ve çok çok iyi fiyatlar verdi..EURO olmadığı için herkese USD fiyat verir ama bana özel Hollanda Guldeni fiyatlaması yapardı ve benim kotasyonum daha uyguna gelebilirdi..Destinasyon için çok uğraştım..Bien Tur dönemindeyken Amsterdam yoktu ve ben başlattım...

Cuma-Pazar ve Cuma-Salı iki tur çıktım ve neredeyse hepsi full satıyordu..Çünkü doğru düzgün bilinmiyordu.Fiyatlarda çok iyiydi..Doğal olarak bende çok gidip geliyordum..Her gittiğimde yeni şeyler geliştirdim. Key Tours denilen büyük bir firma vardı,günlük turlar yapardı ve onlarla bir toplantı yaptım..Çünkü kendilerine ait kontratlı otobüsleri vardı..O zamanlar otobüs firmalarından kiralama yapılamıyordu..Elmas fabrikası anlaşmalarını bile ilk defa 1992-1994 arasında yapmışlığım var.Hatta Elmas işlemesini ve yapımını Türkçe konuşan yada Türk olan birinin anlatmasını bile sağladım.Amsterdam Kanal gezisine muhtemelen 100ün üzerinde katılmışlığım vardır..:))

Amsterdam'da arkadaşlarım bile oldu.Leidspleinde cafe-bar sahibi olan biriyle sağlam arkadaş bile olduk. Ev partisine bile davet edildim..Bir dönem Simena Travel da çalışırken 21 gün kalmışlığım vardır..( 3 ayrı grp için )

Amsterdam gezilerine sonra Brüksel ve Brugge eklemeleri yaptım.( ekstra tur olarak ) çok beğenildi.
Acaba nasıl geliştiririm diye düşündüm,sonra 4 gecelik programı 3 gece Amsterdam 1 gece Brüksel olarak organize ettim. Brüksel büyük şehir olduğu için günübirlik yetmiyordu...

Sonraki dönem Amsterdam'dan başlayarak Avrupa turları düzenledik..( Bien Tur-Hakan Aksungur)
İki kişi nasıl yaparız diye kafa patlattık ve şimdiki Beneluks Paris Turlarının başlangıcını ben ve Hakan yaptık..Luksemburg-Paris hatta Londra'yı dahil eden haftalık ve 10 günlük geziler çıkardık.İsminide Buyuk Avrupa Turu koyduk:) 1998-Tur bayağı tutuldu çünkü dönem itibarı ile sadece Londra-Paris vardı benzeyen..Biz farklı bir şey denedik ve başardık..

Gün ve gece hayatını çok iyi biliyordum artık..Müdavimler haricinde Amsterdam Barlarına turistleri bodyguardlar almaz..Members Only derler bide...Artık ben turist değildim..Leidspleinda Cool Down Cafe-Surprise-Cafe Nasty,Palladium,Bourbon Street,Cafe Alto vs vs...hepsini tanırdım ve içeri girerken sorun hiç olmazdı. Surprise ve Cool Down cafe için üyelik kartım bile verilmişti...
Çünkü benim bahşişler kağıt para ile olurdu:))

Amsterdam ayrıca benim ilk Bayram Turumdur.( Bien Tur )

Grand Cafe'de kahve içmek, Ritz Cafe'de tatlı, Three Sisters'da akşam yemeği..
Gece Remdrant Meydanında yürüyüş ve Hoff Van Holland tavernasında eğlenmek..

Amsterdam Çok Özledim..

Sevgiler,