30 Mayıs 2020 Cumartesi

St:Petesrburg-Kraliçe


Merhaba,

Bilen bilir en çok sevdiğim 3 şehir;
Amsterdam-St.Petersburg-Prag

Amsterdam daha önce yazmıştım. İlk göz ağrımdır.
Sırada St.Petersburg var..Ben her zaman Kraliçe dedim..

1990 yada 1991 çok net hatırlamıyorum ilk gidişimdir.(Mitos Turizm )
.St.Petersburg ismi o zaman Leningrad:)) Vizeler davetiye gelmeden alınamıyor ve sayfa şeklinde pasaporta zımbalanıyor. O zamanlar rejim farklı ve turizm organizasyonu da devlet kontrolünde; her yerde logo İntourist...Acente,Otel her şey İntourist üzerinden geçiyor.

Aeroflot Hava Yolları Tupolev Uçak tipi ile ( şimdi yok, kutu gibi uçak, helikopter gibi kalkar) Leningrad'a uçtuk. Çok acaip bir hava limanına indik, büyük dev bir kapıdan geçiyorsunuz ( ahşap) önce asker üniformalı görevliler pasaport soruyorlar ,daha sonra pasaport kontrolüne geliyorsunuz..Deklarasyon şartı var..Kimse İngilizce bilmiyor..Çok zor ve uzun işlemler...Bizim bağlantımız iyi olduğu için yardımcı oluyorlar ama işlemler yinede uzun sürüyor...Çok uzun...

Hava Limanından çıkınca otobüse bindik.Ben rehber olarak gitmediğim için turist gibiyim.Etrafa
bakıyorum anlamaya çalışıyorum..Şehre yavaş yavaş girince şehrin güzelliğine hayran kaldım.Teknoloji olmadığı için sadece broşürlerden gördüğümüz şehir gerçekten çok güzeldi..Daha ilk gün hayran kaldım.Otele vardık...Tüm pasaportlar asık suratlı ön büro görevlilerine verildi.Otele giriş işlemlerini anlatamam..Pasaport detayları yazılıyor( alfabe farklı ) teker teker öyle anahtar veriliyor..Pasaportlar resepsiyonda kalacak..Birkaç saat sonra geri verilecek..Dışarıya pasaportsuz kesin çıkılmıyor.Otelin kapısında, asansörlerin orada her yerde güvenlik görevlisi var...Sanki neden geldiniz diye bize bakıyorlar..Çok acaip bir durum..Odaları almamız da çok uzun sürdü..Çok uzun...

Odaya girdim ve eyvah eyvah..Tuvalet kağıdı-havlu-sabun vs..kesin kullanılmaz. Bildiğimiz için zaten tedarikli gelmiştik..Bilmeme rağmen çok şaşırmıştım...Oda standart iki ayrı yatak var ortasında komidin,eski model bir tv,12-13 metrekare oda...Çok standart gerçekten..yatak bile küçük..anlatamam..

Akşam yemek servis yine çok uzun sürdü doğal olarak..Uzun işlemlere alışmaya başlamıştık.
Ertesi gün şehir gezisinde şehrin her yerini gezdirdiler..Harika bir şehir, Mimari,caddeler,Neva Nehri,Nevsky Caddesi,Meydanlar, Hermitage,Kiliseler,Opera  vs vs...yani her şey çok güzeldi..Çok güzel bir kadın gibiydi şehir..Ama caddede yürürken bile büyük şapkalı polisler zırt pırt durdurur pasaport sorarlardı..Hemen her yerde çevrilebilir ve pasaport-otel kartı sorulabilirdi..Kontrol devamlı vardı ve ona da alıştık..:)) Otel çok büyük olduğundan otele girişte güvenlikte otel kartını sorardı sonra aynı kartı resepsiyona gösterip oda anahtarına ulaşırdık..hep bir şeyler sorulurdu istenirdi...!

Lokal rehberlere soruyorum yahu ben bir dolaşayım çıkayım falan..Tek başına gitmesen daha iyi olur diyorlar...Ama söz dinlemedim..Bir müşteri ile grp harici gezmeye çıktık..Otelin taksilerinden tuttuk ve Nevsky caddesini her yerini gezdik..Tabiki 2-3 defa pasaport soruldu,otel kartı gösterildi o ayrı...Ama ne var ne yok gezdik..Muhteşem bir şehir..Biz bunu gecede yapalım dedik ve öyle bir hata yaptık..Gençlik cesareti...Aynı müşteri ile bu sefer gece hayatı yapalım dedik..Taksi şöforunden çat pat öğrendiğimiz ve rehberlerden teyit aldığımız garip bir yere gittik; ismini hatırlamıyorum ama içeride sadece 2 turist vardı..( ben ve müşteri) İnsanlar bize uzaylı gibi bakıyordu..Eğlenip eğlenmedikleri belli olmayan bir kalabalık...Her taraf güvenlik doluydu..Sadece 1 saat kalıp kaçar gibi otele döndük..Gece hayatı kesinlikle tek başına yapılamazdı...Dönem öyle değildi...

3 günlük gezide, buraya  çok geleceğimi biliyordum..(kurallara,polislere, işlemlere rağmen )

ve öylede oldu..Birçok organizasyon ve gezi düzenledim.Bir aralar neredeyse her ay organizasyon yapardım ve giderdim..Şehrin turizm gelişimini geziler düzenleyerek gözlemledim..
Hep isteyerek gittiğim bir şehir oldu.Hala da öyle.Hiç değişmedi.


Artık herkes biliyor..
Ama o benim Kraliçem..!

Sevgiler,
















24 Mayıs 2020 Pazar

İlk Göz Ağrım Amsterdam

İyi Bayramlar Herkese..

1992 yılında ilk defa gittiğim Amsterdam benim ilk göz ağrımdır..Her zaman yeri ayrıdır..
Müthiş güzel bir şehirdir bence..

Antalyalı Seracıları Tarım Fuarına götürdüm ve 6 gün kaldım..Çok şey öğrendim..
Apo krizi olmuş ve İtalya destinasyonu bitmişti..Hiçbir acente Amsterdam destinasyonu yapmıyordu, Ben yapana kadar:))

Amsterdam ve bölgesini,diğer şehirlerini hepsini gezmiştim.Millet Hollanda'nın başkentini hala Lahey zannediyordu:)) Bölge gezilerinden birinde Volendam-Marken gezisiydi,hoş  3-4 saatlik gezi..Volendam çok beğendim ve kendimce balıkçılar kasabası dedim..Günümüzde bile Volendam ekstra gezisini balıkçılar kasabası diye yazar acenteler...hemen hemen tüm ekstra gezilere Tarım Fuarı döneminde gittim.Parama kıyarak Lokal Rehber ( Miriam) bile organize ettim..Büyük Hollanda ,Antwerp Brüksel,Lale Bahçeleri, Gece Amsterdam ( tramvay ve yürüyüş ile ben icat ettim ), şehir turunda yeldeğirmenlerini ilave ettim hatta Yeldeğirmeninde kahve ikamı yapardık...:)) Birçok yerde Bien Tur otobüs bordunu bırakırdım,reklam olsun diye:))

Lokal acentemde ( Herman ) bana çok yardım etti ve çok çok iyi fiyatlar verdi..EURO olmadığı için herkese USD fiyat verir ama bana özel Hollanda Guldeni fiyatlaması yapardı ve benim kotasyonum daha uyguna gelebilirdi..Destinasyon için çok uğraştım..Bien Tur dönemindeyken Amsterdam yoktu ve ben başlattım...

Cuma-Pazar ve Cuma-Salı iki tur çıktım ve neredeyse hepsi full satıyordu..Çünkü doğru düzgün bilinmiyordu.Fiyatlarda çok iyiydi..Doğal olarak bende çok gidip geliyordum..Her gittiğimde yeni şeyler geliştirdim. Key Tours denilen büyük bir firma vardı,günlük turlar yapardı ve onlarla bir toplantı yaptım..Çünkü kendilerine ait kontratlı otobüsleri vardı..O zamanlar otobüs firmalarından kiralama yapılamıyordu..Elmas fabrikası anlaşmalarını bile ilk defa 1992-1994 arasında yapmışlığım var.Hatta Elmas işlemesini ve yapımını Türkçe konuşan yada Türk olan birinin anlatmasını bile sağladım.Amsterdam Kanal gezisine muhtemelen 100ün üzerinde katılmışlığım vardır..:))

Amsterdam'da arkadaşlarım bile oldu.Leidspleinde cafe-bar sahibi olan biriyle sağlam arkadaş bile olduk. Ev partisine bile davet edildim..Bir dönem Simena Travel da çalışırken 21 gün kalmışlığım vardır..( 3 ayrı grp için )

Amsterdam gezilerine sonra Brüksel ve Brugge eklemeleri yaptım.( ekstra tur olarak ) çok beğenildi.
Acaba nasıl geliştiririm diye düşündüm,sonra 4 gecelik programı 3 gece Amsterdam 1 gece Brüksel olarak organize ettim. Brüksel büyük şehir olduğu için günübirlik yetmiyordu...

Sonraki dönem Amsterdam'dan başlayarak Avrupa turları düzenledik..( Bien Tur-Hakan Aksungur)
İki kişi nasıl yaparız diye kafa patlattık ve şimdiki Beneluks Paris Turlarının başlangıcını ben ve Hakan yaptık..Luksemburg-Paris hatta Londra'yı dahil eden haftalık ve 10 günlük geziler çıkardık.İsminide Buyuk Avrupa Turu koyduk:) 1998-Tur bayağı tutuldu çünkü dönem itibarı ile sadece Londra-Paris vardı benzeyen..Biz farklı bir şey denedik ve başardık..

Gün ve gece hayatını çok iyi biliyordum artık..Müdavimler haricinde Amsterdam Barlarına turistleri bodyguardlar almaz..Members Only derler bide...Artık ben turist değildim..Leidspleinda Cool Down Cafe-Surprise-Cafe Nasty,Palladium,Bourbon Street,Cafe Alto vs vs...hepsini tanırdım ve içeri girerken sorun hiç olmazdı. Surprise ve Cool Down cafe için üyelik kartım bile verilmişti...
Çünkü benim bahşişler kağıt para ile olurdu:))

Amsterdam ayrıca benim ilk Bayram Turumdur.( Bien Tur )

Grand Cafe'de kahve içmek, Ritz Cafe'de tatlı, Three Sisters'da akşam yemeği..
Gece Remdrant Meydanında yürüyüş ve Hoff Van Holland tavernasında eğlenmek..

Amsterdam Çok Özledim..

Sevgiler,






23 Mayıs 2020 Cumartesi

Milenyum Anısı

Merhaba,

İyi Bayramlar Herkese...
İş hayatımın kronolojisine ara verdim..
Biraz anı yazayım dedim...

1999-2000 Millenium Yılbaşı turu. ( Bien Tur )
Kualalumpur-Bangkok-Pattaya-Singapur...Tur 35-40 kişi.

Tur Yılbaşı dönemi olduğu için Yılbaşı gecesinin nerede ve nasıl olacağı tabiki önemliydi.
Benim turum 31 ARALIK günü öğlen Singapur!a uçuyor,otele yerleştikten sonra ise Yılbaşı gecesi için Orchard Caddesine gidilecek, gösteriye katılacaktık...

Ancak hatırlayamadığım  nedenlerden dolayı benim  uçağım akşam saatine alınmıştı.Ben bunu Bangkok'ta öğrendim..Neyse misafirler biraz söylendi ama tur çok iyi geçtiğinden fazla sorun olmadı.
Singapur'a uçtuk, 45 dakika civarı rotarla, sonra pasaport kontrolü vs den sonra lokal acente karşıladı ve otele transferimiz oldu..Ancak gece saat 10 olmuştu...Otele geldiğimizde oda dağılımı,kayıt işlemleri falan yapmak uzun sürecekti..Otelin barında eğlence bile başlamıştı..Benim aklıma o anda bir şey geldi ve misafirlere siz Orchard caddesine gidin keyfinize bakın dedim..Bagajlarınızı ben bir şekilde organize edeceğim..35/40 kişinin bagajını kontrol etmek,organize etmek:)) 

Ben ve lokal acente görevlisi Ms.LaiLeng ile gerçekten uğraştık ve organize ettik..İşi bitirdiğimizde 12'ye dakikalar kalmıştı...Lobby'de küçük bir yuvarlak masada Tekila içerek Yeni Yıla girdim..Millenyum Yılbaşı:)) ancak böyle kutlanırdı...!

Ertesi güne kadar misafirlerimi görmedim. Ama bana bir şişe şampanya hediye ettiler. Bagajlar içinde teşekkür ettiler..Sonradan öğrenecektim anket formlarına çok güzel şeyler yazmışlar.(özellikle yılbaşı gecesi için )


01 Ocak gecesi İstanbul'a dönüş başladı.Turun sonu.

Sevgiler,



20 Mayıs 2020 Çarşamba

KAOS BAŞLASIN

Merhaba,
Kaldığımız yerden devam...

1990 Mart ayında Mitos Turizmden iş teklifi aldım.
Bu sefer operasyon ve planlama departmanı için..Bilmediğim bir iş yani..Neyse kabul ettim ve..
KAOS başladı:))

Operasyon Mdr Hamdi Ture'nin yardımcısı olmuştum. Muthiş bilgili ve bana birçok şeyi öğreten biri olmuştur. Hamdi abi işin duayenlerinden biridir..Hamdi Abinin hala unutmadığım bir sözü vardı;
" Bazen hiçbir şey yapmamak daha kazançlıdır"  Bizim işimiz için söylemişti.

Dönem itibarı ile Duru Turizm ( Yusuf abi ) ve Çetin Abinin Tura Turizmi yurt dışı turlar düzenlerdi ağırlıklı olarak..Tuna'da Vals, Endülüste Raks vs vs.. sloganları vardı...Mitos Turizm ise Renk Turizm
( Semih Duru ) rekabeti vardı ve ofisler çok yakındı.(halaskargazi cad ) Neyse benim ilk Rusya
( SSCB) ile başladı. Teleks çekmeyi öğrendim , dönem itibarı ile Rusya ile ne telefon ne fax imkanı yok gibiydi ve çok zordu.Teleks o dönemin teknoloji harikasıydı..! 

Destinasyonlarımız; Rusya,Kafkasya...Başka yok.Ancak çok yoğunduk.İlk defa 76 kişilik Aeroflot Özel uçak ile Moskova git, Leningrad dön gezisi satışlarını yaptık.Sonra uçaklar büyüdü. Evet St:Petersburg o dönem Leningrad..Her özel uçak organizasyonu öncesi kayıtlı yolculara Galatasaray Tevfik Fikret salonunda bir toplantı yapardık. Giderken tuvalet kağıdı,konserve,havlu vs mutlaka yanınıza alın derdik.Ülke şartlarını anlatırdık.Soru cevap yapardık. ( hamdi abi ve ben)

Gerçekten operasyonu en zor ülke idi.Zaten teknoloji yok,üstüne Rusya farklı rejimde ve çok kısıtlı imkanlar var..Akşam saat 8-9 dan önce çıkamıyorduk ofisten.Direkt müşteri satışı yaptığımız için çok acaip bir kaos olurdu ofisin içinde.. Tur anlat,Makbuz kes, para al,pasaport topla,davetiye için teleks çek devamlı bir koşturmaca. Programlar daktilo ile yazılırdı..Olivetti hiç unutmam..nefret ettim:))

O zamanlar para girişi ve çıkışı Rusya'ya olmuyordu o yüzden 1 kişiye 1 kişi Barter yapılıyordu.
Yani 1 Turk Turist gönderiyoruz, Karşılığında 1 Rus turist İstanbul'a geliyordu. Bunun anlamı Türk Yolcuları Rusya'ya gönderdikten sonra benim işim Rus Turistler ile devam ediyordu.
Yenikapı Gar Gazinosuna Türk gecesi için çok gittim..
Hem Outgoing hem İncoming aynı anda aynı ekiple çok kısıtlı imkanlar ile..O yüzden hemen hergün ayır bir Kaos yaşanırdı.Tur bitimi ise ayrı bir OVER KAOS yaşanırdı; ŞİKAYETLER... Uğraş bakalım..:))

Bu Kaos yaklaşık 2 sene sürdü. Körfez Krizi tüm Turizmi etkilemişti.Ama Mitos Turizm çok ortaklı bir şirket olduğu için ortaklar arasında da huzursuzluk vardı.Çok net hatırlamıyorum ama bunun gibi şeyler vardı.O yüzden önce Hamdi Abi anlaşamadı ve istifa etti..Bana daha fazla sorumluluk verildi ama çok hoşuma gitmedi Hamdi abinin ayrılması, neticesinde benim öğretmenimdi. üzüldüm ama Kaosa devam etmeye karar verdim.Bazı firmaların kapalı grplarını yaptım. İlk Kurumsal Organizasyonum 1991 bir gıda firmasının ( Birikim Gıda ) Kıbrıs gezisiydi. Sonra çok ünlü ve büyük bir kozmetik firmasına Rusya yaptım.(AVOR) Beğeni ve güven kazandım firmalardan.İyi iş çıkardım şartlara göre..Yaşımın 22 olduğunu unutmayın bu arada...

Mitos Turizm ortakları neticesinde anlaşamadılar ve ben İstifa etmek zorunda kaldım. Maddi Manevi zorluklar ve anlaşmazlıklar vardı. Çalıştığım kadro zaten ayrılmıştı..Sonunda bende ayrıldım.
İlk maddi olarak darbe yediğim acente olmuştur...ama sonda olmayacaktır...

2 yıl durmaksızın Kaos....
SSCB gibi zor bir ülke ile Yurt Dışı turlar bölümüne başlamam.( yok böyle bir zorluk.)
Hamdi Abimin bu piyasada ilk öğretmenim oluşu..Çok şey öğretmiştir.Çok saygı duyarım.
Zorla başlamamın avantajlarının farkında değildim.. ama sonra anlayacaktım...

Ama Kaos bitmedi....Kaşınmaya devam ettim..

Sevgiler,














18 Mayıs 2020 Pazartesi

Sudan Çıkmış Balık

Merhaba,

Kaldığımız yerden devam...

İstanbul'a döndüğümde gerçekten alışmakta biraz zorluk çektim..Çok fazla iş yoğunluğundan kafamı kaşıyacak vaktim yoktu bir zamanlar ama İstanbul Çelebi ofisinde ise tam tersi. Hatta bazen öğleden sonra Harbiye As sinemasında filme bile giderdim...

Sezon bitmiş, birçok kişiye teşekkür edilmişti. Canan Çelebioğlu tüm bölgelerden gelen kadrodan sadece ben kalmıştım. Rehberler,Müdürler vs herkese teşekkür edilmişti.Departman kapatılmıştı.İngiliz HolidayRama satılmıştı..

Ben yoğunluğun devam edeceğini zannetmiştim herhalde. Bir defa İsrail'den gelen bir grubun turlarını yaptım.Birde Hollanda'dan gelen (fuar için ) grubun rezervasyon ve turlarını yaptım..Kasım'dan Mart'a kadar olan...!! ( tüm işim buydu yani )

Bende Mart ayına kadar çalışabildim.Kimse ayrılmamı istemedi ama ;
laylaylom bir tempo vardı.Bana göre hiç değildi.
Canan Hanıma teşekkür ederek ayrıldım.( çok saygı ve sevgi duyduğum biridir )

Sudan Çıkmış Balık gibiydim.Tam ne yapacağımı bilmiyordum.Daldan Dala misali..
Otelcilik Mezunu olduğum için acaba otellerde mi çalışssam..! Yoksa kaosa devam mı ?
Hatta otel iş ilanlarına bile bakıyordum.Resepsiyon...Barmen...Misafir İlişkileri...!!!

3-5 ay önce Dalaman'dan Fethiye'ye sabah 05.00'de transfer yapıp,2 saat uyku ile Hoşgeldiniz Kokteyline kalkıp tur satıp,sattığı tura rehberlik yapan ,gecede Diskoda barmenlik yapan birinden çok düzenli sanki Memur hayatına geçen ve çok sıkılan biri....Bana göre değildi...Hemde Hiç..

Sudan çıkmış balık suya girmek istiyordu tekrar..

Sonunda O Balık O suya girdi...

Sevgiler,






15 Mayıs 2020 Cuma

Başlangıç


Selam Arkadaşlar,

Gazi Ünv.Turizm bölümünden sonra Çelebi Turizm ve Hava Servisinin iş ilanını gördüm ve başvurdum.Ali Turan Bey ( ağabey) 20 dakika sonra  hayırlı olsun dedi ve hemen Bodrum!a gidiyorsun dedi. Bodrumu bildiğimden ve staj yaptığımdan dolayı ( otelcilik)

Beklenen gün geldi ve İstanbul'dan o zamanın son model tur otobüsleri ile ( maraton prenses) Marmaris Merkez Ofise gittik. Balcı otelde toplantıya girdiğimizde Bodrum masasında ismim yoktu. Ali Ağabey beni Fethiye ofise göndermişti. Bundan hiç haberim yoktu. Biraz üzüldüm ama problem etmedim.

Fethiye Müdürü Şehmus ağabey.Çok sevdim.Uzun ve at kuyruklu akşamları gitar çalan çılgın bir adam:) Bana çok şey öğretti gerçekten. İncoming dönem itibarı ile (1989) manuel ve sıfır teknoloji ile organize ediliyordu. Otel dediklerimizin hepsi Pansiyondu. Tour operatörümüz İngiliz HolidayRama.

Fethiye'de Şehmus ağabey, ben ve iki İngiliz Rep vardı ( Brenda ve Pat )
Ofis dediğimiz yer Kaya Pansiyonun küçük bir odasıydı. İstanbul'dan gelen faxları almak için 14 km Uzaklığında Fethiye Merkeze gidip Aygaz Bayinden alıyorduk:) 2 ay sonra Ancak fax gelmişti.

Benim haftalık mutlaka  giriş ve çıkış iki transferim kesin vardı. (Dalaman).Ayrıca Dalyan-Kaunas-Göcek günlük gezi ile Cumartesi akşamları Türk Gecesi programım kesin vardı.Sonra Kaş-Kalkan-Patara ile Pamukkale Efes turlarına da çıktım. 3 ay falan hiç izin günüm olmadı. Sonra Şehmus ağabey organize etti.Tur olmadığı günlerde ofiste çalışıyordum. Şortla çalışır, kaya pansiyonun havuzuna girer çıkardık o ayrı:))

Mayıs ayı ile birlikte çok yoğunlaştık.Hatta yetmiyorduk. İngiltere'den destek için 1 Repr. daha geldi.(Kathy) Bu arada Fethiye'ye tahsis edilen 3 araç geldi. Renault kiralık araç işide yaptırdılar bana:) satış ve rezervasyon işlerini de ben yaptım.Ehliyetim yoktu ama çok iyi araba kullanırdım.

Bilen bilir, Fethiyte merkezden Olüdenize doğru gittiğinde Ovacık ve Hisarönü köyleri vardır. Olüdeniz 3-4 km mesafededir. Ofis Ovacık,kaldığım pansiyon Hisarönündeydi. Holiday Pansiyon hiç unutmam.Çünkü  devamlı odam değişirdi:)) bazen oda kalmazdı başka pansiyona giderdim. Göçebe gibi 2 haftada bir kesin değişirdi bir şeyler. 

Ovacıkta bulunan benimde gittiğim bir disco vardı.F84. (isme bak yahu ) İşletmesi İngiliz Kieft isminde birindeydi. Filmlerde gördüğümüz iki kolyeli 3 yüzüklü gangsterlere benziyordu.Çok iyi biriydi ve Fethiye'yi çok seviyordu.Gide gele samimi olduk Kieft ile. Sonra benim Barmen geçmişim olduğu için tabi birde Rehberlik yaptığım için iş teklif etti. Gecelik 20 TL...Akşam 9 da geleceğim ve sabah 03:00e kadar.Zaten gittiğim yerdi ve neden olmasın dedim. 1989 yılı  20 TL gecelik kötü para değil bu arada. Ben 300 TL maaş alıyordum. Prim ve komisyon Şehmus ağabey organize ediyordu. Neticede Gündüzleri Rehber, Geceleri Barmen:)) Film gibi geceler geçirdim. Ama hiç sıkılmadım ve eğlendim. Müşterileri diskoda gece görüp ertesi gün aynı kişiler ile tura çıktığım bile olmuştur.Güzeldi. Kieft ile de arkadaş gibiydik. Kendime ait kokteylim bile vardı. ( İstanbul by Night )

7 ay Fethiye'de çalıştım,aralıksız.Hemen hergün.Sonra Marmaris'te bir rehber işten çıkarıldı.O dönemler Marmaris İngilizlerin kalesiydi. Marmarisin yarısı İngiliz Turistlerle doluydu. Marmaris merkez ofisinden ben çağrıldım. Şehmus ağabey istemedi ama mecbur kaldı.Ben herkesle vedalaşıp Marmaris'e gitmek zorunda kaldım. İstemedim ama yapacak bir şey yok.

Marmaris Engin Ağabey müdürüm de bana çok şey öğretti. Marmaris Fethiye'ye göre lükstü. Ofis harika bir yerde. Rehberlerin kaldığı iki katlı villa falan çok iyiydi. (içmeler bölgesinde) Ben 2 rehber ile birlikte kalıyordum villa o kadar büyüktü ki bir odayı çamaşır odası yaptık. Ofis çalışması yoktu. Sadece 1 gün önce gidip tur dosyasını alıyordum. Fethiye ile alakası yoktu.Ama Fethiye daha samimiydi. Marmaris daha gelişmiş bir yer olduğu için daha suni bir durum vardı.Turlarda değişik olarak sadece Dalaman Hamam Turu vardı.Biraz garipti çünkü kadın-erkek karışık giriliyordu:) birkaç defa da tekne turuna çıktığımı hatırlıyorum.

Eğlenceye ayıracak zamanda çoktu. Munamar Otelin Discosuna neredeyse her akşam giderdik.Yaşımız 20:)Bizden hiç para almazlardı zaten:) Kasımın ilk haftasına kadar Marmaris'te çalıştım, yoğun değil ama verimliydi. Sezon bitti ve İstanbul Ofis günleri başladı.

NOT:
Yokluklar içinde,Sıfır teknoloji ve  Göçebe hayatı yaşayarak, 1989 Mart ayından Kasım ayına kadar olan Turizme ilk ciddi anlamda adım atışımdır.

Sevgiler,





14 Mayıs 2020 Perşembe

Merhaba




Merhaba Millet...
Umarım Herkes sağlıklı ve iyidir.

Yakında Turizm anılarımı, iş hayatımı ,beklentilerimi ve fikirlerimi paylaşacağım.

Sevgiler
Metin Demirer