27 Kasım 2020 Cuma

Vikinglerin Kralı " Kopenhag"

 Merhaba,

Kopenhag benim için ayrı bir önem taşıyan bir şehirdir. Galatasaray Kupa kaldırmıştır, o yüzden hep sevdim severim..! Şehirde sevilmeyecek gibi değil..

2000 yılında Galatasaray maçı için( Arsenal final) Arda ile birlikte Kopenhag'a gittik.Otelleri,Odaları göreceğiz  alacağız ve lokal acentemiz ile planlamayı yapacağız. 600 kişilik organizasyon olduğu için uğraş gerektiren durum.

Ben ve Arda Kopenhag'a uçtuk, uçakta bir sürü acente var bu arada:)) araba kiraladık ve lokal acentemiz Pierre ve Yvonne( karı koca çok iyi bir lokal acente)ile  konuştuk..Pierre bize otelleri söylüyor bizde bakmaya ve odaları konfirme etmeye gidiyoruz. .Zaten bazı otelleri almış opsiyonlu olarak bizde bakıyoruz falan filan..:)) ama hala eksiğimiz var...3 yıldız 4 yıldız ne varsa almamız lazım..

akşam atıştırdıktan sonra Arda ile Park Cafe diye bir yere gittik.Bize önerilmişti galiba..Cafe dediğime bakmayın adı Cafe; müthis 2-3 katlı süper bir yer...canlı müzik herşey var..Sağlam ve eğlenceli gece hayatı.(tavsiye).5-6 gün kaldık her akşam oraya gittik..Kopenhag güzel ve kompakt şehir klasik İskandinavya şehri,Tivoli Park ve Nyhavn Liman bölgesi en ünlü yerleri....Genelde pahalı bir şehir her anlamıyla ama görülmesi gereken bir şehir bence..


Pierre!in bulduğu, otel ziyaretlerinden birinde saçma sepik çok uzakta olan bir otele gittik; çünkü 40 oda falan veriyor...Otele vardığımızda birden gülmeye başladık...3 yıldız ama bildiğin yol üzerindeki dinlenme tesisleri gibi..çevresinde orman falan var, akşamları kurt inebilir..öyle bir yer...:)) odaları bile gezmedik..kahve içip çıktık..! biz almadık ama başka acente aldı:)) kalanlar ne yaptı hiçbir fikrim yok:)) vahşi hayat safari falan olabilir..!

Akşam üstü Pierre ve Yvonna uğradık..Büyük bahçeli bir villayı acente yapmışlar valla çok güzeldi..

ama Pierre bize bugun Cuma iş bitti,bahçede şarap içeceğiz dedi, yahu kardeşim oda eksiğimiz var ne şarabı ne cuması....!!! yok çalışmıyorlar...! Cuma akşam üstü şarap olayı rutinmiş...ne olursa olsun..bizde Arda ile takıldık içtik şaraplarını...sanki herşey bitti party yapıyoruz...Gülelim eğlenelim olayı...Anlamsızca Ara ile bakışıyoruz...Ne yapıyoruz biz der gibi..:)) Neyse çok az eksik odayla planlamayı bitirdik ve İstanbul'a döndük..

Bien Tur 2000 yılında 600 kişilik organizasyon yaptı ve hiç bir yolcusu başka bir şehirde yada uzak otellerde kalmadı..)) Diğer acentelerin aksine...! Evelallah...

Arda ile ben halletmiştik herşeyi..Eksik odaları da Pierre halletti şarap içtikten sonra herhalde:)) 

Pierre ve Yvonna severiz, hala aynı acente ile çalışmayı da tercih ederim..


 Cuma iş için giderseniz 5'den sonra Şarap mecburi...İş güç yok..! Ona göre:))


Sevgiler,


Resim : Nyhavn



18 Kasım 2020 Çarşamba

I wish I was in London...

 Merhaba,


İngiltere denince ; Yağmurlu kapalı hava,Bol Yeşil Alan,Parklar,Oxford,Liverpool,Beatles,Sting,Fish and Chips,Margaret Theatcher:))  vs vs...gelir aklımıza..

Londra denince benim aklıma; Pubs ( onların cafesi) Camden Town,Trafalgar Meydanı,Big Ben ve Hyde Park geliyor önce..Herhalde turizmci olduğum için....Bilmiyorum..

Ama Svrz Londra'yı..

Londra'da gezi yaparken en çok dikkat ettiğim Publardı..Bizim cafeler gibi her yerdeler)) Garip bir gürültü var içerde ama rahatsız etmiyor..Dart oynayanlar, Bilardoya takılanlar ama herkesin Bira içtiği:)) Barın arkasında duran adamın genelde sahibi olduğu mekanlar, müdavimlerin olduğu turistik ama turistik değil gibi garip yerler, ama vaktin nasıl geçtiğini bilemiyorsun..Svrz...


İlk dönemde tavsiye üzerine gidiyordum; Soho bölgesinde her çeşit eğlence hayatı var..Zoo Bar bunlardan biriydi..Gide gele bodyguard problemi yaşamıyordum mutlaka uğradığım bir yer..Tavsiye ederim eğer hala varsa..Bir bakmışsın tipik İngiliz Rock müziği çalar 5 dakika sonra Latin çalar:)) Tabiki millet Bira içer..:))

Trafalgar çok severim , benim serbest zaman verdiğim yerlerden biridir..Genelde tur sonuna bırakırdım millet rahat gezsin..Zaten otobüsü bile geri gönderirdim..Geri gelen hiç olmazdı:))


Londra'da Camden Town ayrıca çok severim; kompakt ayrı bir şehir sanki..Özellikle yürüyüş  yapın takılın sonra bir Puba girin:)) Galatasaray Chealse maçında hep turist hemde taraftarlardan oluşan karışmık bir gruba rehberlik yapmıştım...Maça giderken Publar full dolu...garip bir tur otobusu maça gidiyor; bizi gören İngiliz taraftarlar ise sadece donlarını indirip popolarını gösteriyor:)) Aynısını yapmak isteyenler oldu bizim otobusten ama neyseki engelledim:))

Genel anlayışta İngilizlere soğuk derler ama ben hiç soğuk bir İngiliz ile tanışmadım bunca sene..

Turizm hayatıma İngilizlere rehberlik yaparken başladım belki bana oyle gelmiştir. ( Fethiye,Marmaris)

Bir zamanlar Amsterdam-Londra-Paris gezisi çok yapılırdı; o gezilere benimde çok gitmişliğim var..Paris'ten daha çok severim..İnsanları çok net..Şehir çok fazla alternatifli..Pubda çok:)Büyük gibi görünür ama kompakt bir şehirdir..Uzun zamandır gitmiyorum..Gidersem ilk önce taksilerine binip puba gideceğim, Trafalgar takılıp,Camden Town gezip, Soho eğlencesini yapacağım...Covid Bey izin verirse....!


I wish I was in London Walking in the Rain... şarksısı çok iyi anlatır..( Supertramp)

Severiz...

Sevgiler,


Resim : Klasik Pub ve Camden Town


9 Kasım 2020 Pazartesi

BRÜKSEL..KAYBOLDUM..

 

Merhaba,


İzmir depremi moralsizliği yüzünden geç yazıyorum..Çok üzüldüm..

1997-2000 yılları arası Amsterdam destinasyonu meşhur değildi..Bende meşhur etmek için uğraşmışlığım vardır..Amsterdam gezilerinde günübirlik Brüksel gezisi koymuştum. ( halen yapılır )

Rehber arkadaşlarım bilir; Şehri gezdirirken kendince bir yer işareti yaparsın ona göre yol belirlersin...

Brüksel'de  belirlediğim yer ; Sabena Hava Yolları ve Avrupa Birliği kurucu ülkelerinin sembolu olan saat...!!  Oradan aşağı doğru yürürsün 10 dakika  ve Grand Place çıkarsın rahat ve güzel yol..


Ancak gezide şoför trafikten dolayı oraya gidemedi; bende kendime güvenerek millet sıkılmasın diye otobüsü durdurdum ve indindim herkesi..:)))  ancak ben yolları karıştırmıştım, Brüksel kompakt bir şehir değil. Gençlik işte:))) yürü allah yürü..hemde 30 kişiyle..anlat bakalım anlat hemde 30 kişiye:))  çaktırmadan Sabena Hava Yollarını soruyorum:))) Neyse karşıma birden bire alış veriş caddesine çıkan sokağı görünce neredeyse sevinçten ağlayacaktım..Neyseki hava güzeldi..ama 20 dk yürüdük..:)) Misafirlere çaktırmadan kaybolmuştum, çaktırmadan da yolu buldum:)) Hayatımda ilk defa bir şehirde gezi esnasında kayboldum..Sağlam bir ders olmuştu, B planı yapman gerekiyormuş..Şimdi teknoloji var herşey daha kolay..))



Brüksel çok sevdiğim bir yer olmadı, 1 günlük şehir belki..Ama Grand Place,Balıkçılar Sokağı falan çok sevdim..Belçika çikolatası meşhur..Grand Place Meydanda Leonidas,Godiva vs çikolata mağazaları var, hatta kuyruk bile olur...Ama ben nispeten boş olan Galler diye bir mağazaya girdim..Meğer özel yapım ve özel çikolata mağazasıymış. Diğerlerinden yuzde otuz falan daha pahalı ama müthiş bir çikolata...Kesinlikle tavsiye...Sonraki gezilerde hep ordan aldım..İsmi hiç bilinmezdi..

Brüksel'de en çok Duvel marka birasını,Balıkçılar Sokağını,Grand Place sevdim.Birde serbest zamanda yemek yediğim Yunan Restaurantın sahibi  ile arkadaş olmuştum oraya takılırdım....O kadar...


Bazen bir şehri gezerken kaybolmak iyidir, Ama misafirler ile değil..:))


Sevgiler,



Resim : Balıkçılar Sokağı ve Grand Place